Müge Anlı

Ağustos 11, 2010    Kategori: atv, Genel, Müge Anlı   yorum yok »

Müge Anlı’nın Türkçesi
 
Müge Anlı kırık dökük Türkçesiye programını sürdürüyor. İşte programından bazı cümleler (Nasıl cümleyse):
 
“Ben size en ba yani siz bana kızıyordunuz  da şey bana değil hepimize kızıyordunuz fakat işte bu dört yani hep anlayamadığım oydu;ilk buraya geldiğinizde de çok şaşırmıştık, hepimiz çok şaşırmıştık.”
 
“Sevgi Hanım’ın evine çok rahatlıkla çıkıla girip girip çıkabilecek ayakkabısını oraya çok ka kapının önüne çok rahatlıkla bırakabileceği dört kişi buraya bu işyerine rahatlıkla girip çıkabiliyor.”
 
“Peki annen çalışsay çalışıyo çalışsaydı mı o kredi kartı borçları ödenecekti yani annen vefat ettiği için  mi ondan borçlar ödenemiyor?”
 
“İşte evde, bu evde de bir altın vardı ben altını kırayım (Duvarı kırmak yerine altını kırmak!!! H.M.) falan dediyse Sevgi Hanım da geriye göndüğünde sen ne yapıyorsun kardeşim dediğinde iş bu şekilde cinayete de dönüşmüş olabilir.”
 
“Kapı zorlanmadıysa, Sevgi Hanım’ın kapısı zorlanmasayzı zı zorlanmadıysa senin de anahtarın kayıpsa peki babanın anahtarını sonra siz nerede buldunuz?”
 
“Elinde cep telefonuyla gördüğünü gören bir kişi var (Doğrusu: “Elinde cep telefonuyla gören bir kişi var.” H.M.) yani eğer Sevilay’ın da cep tele anahtarı kayıpsa o sıra içinde yine apartmana  giren birisi olmuş olamaz mı?”
 
M. Anlı’nın bütün hata/yanlışlarını yazmaya kalksak, bu ekrarın tamamını kaplar…
 
Not:
Müge Anlı’ya teklifimdir:
Siz kelimeleri karışık olarak seslendirin. Cümleyi biz kuralım.
25 yıldır gazetecilik yaptığını, mantık ve felsefe okuduğunu sıksık tekrarlayan Müge Anlı, yaz tatilinde Türkçe ve konuşma dersleri almalı, sözlük ve yazım kılavuzu okumalı, genel kültür seviyesini yükseltmeli, dudak tembelliğini giderecek önlemler almalı sonra ekrana çıkmalı…
 
Saygılarımla,
Hüseyin Movit

Müge Anlı

Ağustos 4, 2010    Kategori: atv, Genel, Müge Anlı   yorum yok »

*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 04.03.2010: “Evlilik tarihini bilmezsen karın da (evden) kaçar tabii…”
   Müge Anlı’nın bazı gerekçeleri çok ilginç doğrusu…

Müge Anlı’nın “yani”leri

Temmuz 23, 2010    Kategori: Genel, Müge Anlı   yorum yok »

 
Müge Anlı’nın “yani”leri…
M.Anlı “yani”siz cümle kuramıyor ve bağlaç/zarfı yerli yersiz kullanıyor.
İşte her zamanki gibi düşük cümlelerden örnekler:
 
“Ben de anlamadım gitti yani”
“Yani, eğer o gün Agâh Galatasaray maçını izlemek için kahveye gitseydi…”
“Ama içten içe diyorum yani.”
“… bu kadar tepki gösterir miydiniz? Yani babanızın babanıza göstermenizin nedeni…”
“Yani eee hiçbir şey bilmiyorsunuz size hiçbir şey hissettirilmemiş yani, hani bize yakışmıyor dedi dediğiniz noktada neydi yani?”
“Aslında hani 30 yaşında birisi için de 47 çok da hani o kadar da yaşlı değil yani.”
“Size de mi öyle geliyor yani?”
“Ondan yana hiç şüphemiz yok yani.”
“Anladım yani sizin bu kadar yıllar içinde…”
“Ben de kavga ederim yani eğri oturup doğru konuşalım.”
“… düzeltti yani.”
“Şimdi yani aralarında kavga olduğu bulunan olduğu iddiasında bulunan kimdi?”
“İddialarından biri yani.”
“Siz yazın problemi halletmişsiniz yani.”
“Yani Nihal Hanım’ın iddiası doğru değil.”
“Nermiye Hanım gezmişti Nihal Hanım’la yani.”
“… ben şunu söylüyorum yani.”
“Yani size yaranamadı mı?”
“Yani onu soruyorsunuz yani, yani verdiyse de canı sağ olsun diyorsunuz yani öyle mi?”
“Yani kulağına filan fısıldamadınız yani.”
“Diyorsun ki yani…”
“Hayır yani şöyle bir şey var, insan merak da eder yani.”
“Şimdi Allah göstermesin yani böyle bir şeyi yani kime yapılırsa herhâlde yüzde 99 kişi hani sen nasıl bunu bana söylersin diye ortalığı ayağa kaldırır.”
“Size iftirada bulunuyor yani ben de bunu size soruyorum.”
“Şöyle bir ifade kullandı yani Nihal Hanım’ın psikolojisi bozuktu.”
“30 yaşında genç bir hanım yani.”
“Doğru da söylüyoo yani.”
“Yani bir tarlayı 30 yaşında sonuçta genç bir kadın.”
“Eski eşinin eşyalarında oturuyordu yani.”
“Otuz yaşındaymıış yani, ister yani.”
“Beş kere de  evlensem beş kere de gelinlik giymek isterdim yani, ne münasebet yani.”
“Yani daha büyük şehirlerde polisin yaptığını…”
“Yani bu kadarr büyük olay gelişirken.”
“Yani eğer işte yani komşu…”
“Ama Çatalca dediğiniz beş dakika yani.”
“Yani torununu bile kucağına alıp sevemediğini dediğine göre yani sizin aranıza aslında ciddi bir iletişim problemi var.”
“Yani evdeki iş durumu.”
“Kafamda bir soru işareti yani şimdi.”
“Bek Murat’ı ben kadın hâlimle çekerim kenara gel ulan derim yani, ne oldu ne bitti.”
“Sen burada tek başına tek başına bir adamsın değil mi hani yani evin erkeği derken onu yani evin erkeğine de kalmadı o iş yani hiç sormamanız enteresan değil mi?”
“Sen de git onun peşi sıra içeri sık tık onu odaya gel de anlat bana de patlat iki tane sen burdasın nasıl duymazsın de. Yani, git döv demiyorum.”
“Engelledi diye mi söylüyorum yani, evine gelmeyen bir baban var.”
“Yani be ilk gece babamın bir başına bir şey gelmeyeceğini düşündüğüm için hiç onlarla konuşmadım.”
“İddianız doğruysa o zaman yani biz hiçbirimiz gelmedik diyor.”
“Yani oralardan geçerken.”
“Yani bu kadar altı gün, herkes dolaşmış.”
“Yani orada bir makine var.”
“Orada çalışan bilir, Murat Bek de bilir yani.”
“Ama bakın yani Sezai Bey’in söylediği çok önemli, bakın o çocuğu…”
“Bir saniye, bir saniye yani, ahırda çalışıyor muydu ki Nihal?”
“Yani girip çıkar da.” (Tatlı Sert, atv, 1201.2010)

Müge Anlı’nın Türkçesi

Temmuz 23, 2010    Kategori: Genel, Müge Anlı   yorum yok »

MÜGE ANLI’NIN TÜRKÇESİ:

M.Anlı her zamanki gibi diline  özen göstermiyor ve düşük cümlelerle konuşmasını sürdürüyor.
İşte konuşmasından örnekler:

“Allah sana kolaylık versin Funda’cığım yani gözünün önünde hepimize sabır versin ama böyle gözünün önünde de hiç güzel şeyler değil bir de aynısını bir de kızın için de söylemiştim böyle kendisini hani dayanamıyorum deyip atmakla isteyenler varsa görsünler sonra hayatım hayatını sürdürüyor kocalar saçlarını jöleleyip daha kırkı çıkmadan sokaklarda geziyorlar kızlar hiç değmez yani bak ben size söyleyim hiç değmez kızlar yani hiç kimse için değmez evladınızı arkada bırakıp da sakın böyle ben kendimi öldüreyim dayanamıyorum falan hiç değmez.”

 
“Ama gittiğim zaman orada beni vıdık vıdık vıdık vıdık yemeyecekler (“Vıdı vıdı yapıp başımı yemeyecekler” demek istiyor ama… H.M.) ayrıca bak bu da çok önemli.”
 
“Bir TV programından şahit gelmesi savcıyı ya da polisi ırgalamaz onların niyeti olay çözülsün.”
 
“Dürdane Hanım aramızda kızı Dilek 23 Mayısta piknik eee piknikteyken ortadan kayboluyor 27 gündür ama Dilek’in 6 yaşında bir çocuk zekâsına sahip eee anne burda ııııh abi burda peki Dilek nerde, Dilek’ten kim medet umdu (Medet ummak: Birinden veya bir şeyden yardım beklemek. H.M.) hani Allah kahretsin başka hiçbir şey demiyecem bugün eeee Regaip Kandili aynı zamanda üç ayların da başlangıcı çok kutsal bir gündeyiz hani duaların da bugün de kabul olduğuna inanılır yazıklar olsun.”
 
“Altı yaşında bir çocuk zekâsına sahip peki Rahmi Bey yani bu bu bu kızdan medet umanlara (Altı yaşındaki çocuktan medet ummak!) yazıklar olsun. Bu çocuk yani 26 yaşında ama eee diğer vatandaşlarımız için yani daha ağırlaştırıcı cezalar var di mi?”
 
“Herkes kendi çocuğunu anası yıkayacak anasının yanında yatacak, böyle hoppala herkez dallanıp budaklanmasın ve kimse de kusura bakmasın ben şimdi söyeyince belki kötü geliyor ama.” (Tatlı Sert, atv, 17.06.2010)

Müge Anlı

Temmuz 20, 2010    Kategori: Genel, Müge Anlı   yorum yok »

*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 25.02.2010: “Tek suçu, arsasını mütahite vermek, mütahit işi yapmayınca…”
   “Başkası için yapı ve ticaretle ilgili bir işi yapmayı üstüne alan kimse, yüklenici” anlamındaki kelime, “mütahit” değil, “müteahhit”tir.
Müge Anlı dil tembelliği yapıyor ve birçok kelimeyi doğru olarak seslendiremiyor!!!
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 16.02.2010: “Cesedi ilk gören kişi suçludur.”
   Müge Anlı’nın mantığı işte bu kadar. Cesedi ilk gören kişi suçluymuşi!!!
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 18.03.2010: “Sizi polisin bir hafta önce tutuklaması…”, “Polis onun için tutukluyor.”
   Polis hiç kimseyi tutuklayamaz, göz altına alır. Bilindiği gibi tutuklama kararı mahkemelerde “hâkimler” tarafından verilir…
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 09.03.2010: “Ney kullanıyormuş?”
   “Hangi şey” anlamındaki “ne” zamiri yerine, “klasik Türk müziğinde ve özellikle tekke müziğinde yer alan, kaval biçiminde, yanık sesli, kamıştan bir üflemeli çalgı” anlamındaki “ney”i kullanmak; bir zamanlar Kanal 7’de spikerlik yapan Zahit Akman’a özenerek…
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 09.03.2010: “Bir mektup bırakarak o da edebiyete gidiyor.”
   “Ebediyete intikal etmek” (ölmek) varken; Türkçemizde olmayan “edebiyet” de nereden çıktı?
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 03.02.2010: “Burada böyleyse Çatalca’da hayli hayli.”
   “Kolaylıkla, rahatlıkla” anlamındaki zarf, “hayli hayli” değil, “haydi haydi”dir!!!
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 18.02.2010: “Sen nasıl terbiyesiz bir kızsın be Ayşe Fatma.”
   Hem toplumun dertlerine çare bulmak amacıyla program yapacaksınız hem de seyircilere ekrandan hakaret edeceksiniz. Pes doğrusu…
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 27.01.2010: “Onları (Mükerrem ve Nihal) katıştırmadan anlat…”
   “Müge Anlı, “katıştırmak” kelimesinin anlamını bilmiyor… “Onları karıştırmadan anlat” demek o kadar zordur ki…
   Katıştırmak: “Bir şeyin içine başka bir şey katarak karıştırmak.
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 28.01.2010: “Damperi açılan kamyonun çarptığı köprü çöktü.”
   Tüm haber kanalları, çöken “üst geçit”ten bahsederken…
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert,atv, 29.09.2009/11.15:  “Yalancı şerefsizleri mahkemeye verdim”, “Hocam çok şerefsiz kadınlar da var, çok şerefsiz.”
   Halka açık ekranlardan, hakaret etme modası, hızla yayılıyor!
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv,  07.01.2010/08.01.2010: “Dört başı mağrur…”
   “Her bakımdan istenildiği gibi olan, eksiksiz, kusursuz anlamındaki deyimin doğrusu, “dört başı mağrur” değil, “dört başı mamur”dur. Müge Anlı bu hataya defalarca düşüyor.
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 08.10..2009: “Siz hoporlerden mi duydunuz?”, “Psikiyatrist olarak siz ne diyeceksiniz?”, “Bu benim şahsi kanaatım”, “En az 100 tane insan var.”
   1. yanlış: “Elektrik dalgalarını ses dalgalarına çeviren, sesi yükseltebilen, yayan aygıt, sesyayar” anlamındaki kelime “hoporler” değil, “hoparlör”dür.
   2. yanlış: “Psikiyatri uzmanı hekim” anlamındaki kelime “psikiyatrist” değil, “psikiyatr”dır.
   3. yanlış: “Kanaat” kelimesine “sert ünlü” değil, “yumuşak ünlü” ulanır!
   4. yanlış: Müge Anlı, insanlardan, nesneymişçesine taneyle bahsediyor, hem de yıllardır!
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 29.12.2009: “O kişinin üzerine kitlenince…”, “Gerçekten telefonlarımız kitlendi…”
   “Kilitlenmek” fiili, Müge Anlı’nın dilinde “kitlenmek” olarak çıkıveriyor karşımıza. M. Anlı ayrıca “yani” bağlacını yerli yersiz defalarca kullanıyor. Her programda en az 30-40 kere tekrarlanan bu kelime, kulak tırmalıyor…

Müge Anlı her zamanki gibi

Temmuz 20, 2010    Kategori: Genel, Müge Anlı   yorum yok »

MÜGE ANLI’NIN TÜRKÇESİ:
M.Anlı, her zamanki gibi doğru dürüst cümle kuramıyor. 32 saniyede 82 kelimeyle konuşan M.Anlı’nın seslendirdiği birçok kelime anlaşılmıyor.
İşte M.Anlı’nın örnek (!) cümleleri:
 
“Bak bien birkaç sene evvel bir Beşiktaş’ta bir camiye gitmiştik biz annemle sonra bir haber yaptılar o sene meğerse o jet imammış hah hah haaay en hızlı kıldıran oymuş evet o kadar hızlı kıldırıyor ki ben onu bilmiyorduk biz o zaman ben  bıraktım duayı falan hani artık çünkü şimdi kaa kaçırsan bir daha hiç yetişmeye imkânın yok bir tek hani ilk elhamdülillah okursun zaten hiç salona yetişmene imkân yok hani uydum imama diyorsun sonra haberleri izledim jet imam çıktı o 20 dakka.” (32 saniyede 82 kelimeyle konuşan M.Anlının seslendirdiği birçok kelime anlaşılmıyor.)
 
“Ya kadınların tabii hani benim de tabii çok çekilmez tarafları var ama çok duygusal yaratıkları yaratıklarız yani bunu da şey yapmak kabul etmek lazım yine de seviyor işte kocasını yani, adamı seviyo her şeye rağmen seviyo şimdi ona bir mektup yazmış eee Kemal’e bize mektubu mektubu paylaşmış bizimle eee mütahit Kemal’e diyoruz ama mütahit Kemal diyorum ama mütahit Kemal derken bile gülme geldi diye mütahit Kemal şey yani işçilerin başında duruyor işte onu mütahit Kemal adını bile o kadın veriyor ve adamın ona yaptığına bak.”
 
“Batıyor bazılarına adamlara güven olur mu?” (Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 25.08.2009)

Müge Anlı

Temmuz 20, 2010    Kategori: Genel, Müge Anlı   yorum yok »

*  Müge Anlı, atv, 26.05.2009/8.48 : “O katil İstanbul Emniyeti tarafından gözaltına alındı.”
   Suçluluğu mahkeme kararıyla tespit edilmedikçe kimseye “katil” damgası vurulamaz. Müge Anlı, önüne gelen “zanlı”lara “katil” demekte bir sakınca görmüyor…
 
*  Müge Anlı, atv, 29.05.2009/7.30 : “Bu kadını assınlar yahu assınlar.”
   Müge Anlı nasıl programcılık yapılır bilmiyor! Bu sözlerin etkisinde kalan cahilin biri, eylemde bulunursa ne olacak? Sonuçlarına kim katlanacak?
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 25.03.2010: “Ne zaman silinmiş Almanya’daki ikâmeti?”, “Nurten Hanım’ın o evden ikâmeti siliniyor.”, “Yani ikâmeti yok.”
   M.Anlı, “Bir yerde oturma, eğleşme” anlamındaki kelimeyi kurallara uygun bir şekilde seslendiremiyor. Kelime “ikaamet” şeklinde ve ikinci hecesi kalın olarak seslendirilir. M.Anlı ikinci heceyi ince olarak seslendiriyor, yanlış olarak…
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 25.05.2010: “Allah ne beni ne de başka çocukları anasından ayrı koymasın.”
   “Ne… ne…” tekrarlamalı bağlaç kullanıldığında fiil olumlu olur. M.Anlı, bu kurala yıllardır uymuyor!
 
*   Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 20.01.2010: “Muhammet’in kaatil zanlısı hurdacı yine bu çadırda intihar etti.” , “45 gündür aradığımız Muhammet’in kaatil zanlısı burada tek ayak üzerinde yalan söyleyecek…”
    Müge Anlı’ya, “katil” (öldürme) ile “kaatil” (cani) arasındaki farkı anlatmak, kanguruya uygun adım attırmaktan zormuş meğer!
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 25.02.2010: “Polis senin oğlunu da tutuklayacak.”
   Polis tutuklayamaz, savcının talebi üzerine tutuklama kararını yargıçlar verir.
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 15.04.2010: “İstanbul Emniyet Müdürü çok müjdeli bir haber verdi.” 
  “Müjde”nin anlamını bilmeyen M.Anlı, gereksiz anlamsal yineleme yaparak, “sevindiricili haber haber” anlamına gelen “müjdeli haber” tamlamasını kullanıyor, yanlış olarak. “Müjde”nin anlamı “sevindirici haber” olduğuna göre…
 
*  Müge Anlı, atv, 04.06.2009/10.30 : “Adli Tıp’a gelmeden önce…”
   “Tıp” kelimesine sesli harf ulandığında, “tıbbı” ve “tıbba” şeklinde seslendirilir. Bu bir kuraldır (bk. TDK-Yazım Kılavuzu) amma…
 
*  Müge Anlı, atv, 28.05.2009/9.27 : “Ben kimseye muhattap olmam”, “… muhattap olan biri değilim.”
   “Kendisine söz söylenilen kimse, kendisiyle konuşulan kimse” anlamındaki kelime “muhattap” değil, “muhatap”tır.
   Google arama motorunda, 110.000 site de aynı yanlışa ortak olmuş!
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 09.06.2010: “Bazan yaptıklarımızın farkında olmayadabiliyoruz.”
   “Dahi” anlamındaki “da” bağlacı, kelimenin ortasına konulmaz! Bu bir kuraldır. Ayrıca “aqra sıra” anlamındaki zarf, “bazen” şeklinde yazılır ve seslendirilir.
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 02.02.2010: “Rahmi Bey, şu anda tutuklular, susma haklarını kullanıyorlar, anlatabiliyor muyum. Şu an tutuklular susma haklarını kulanıyorlar. Yani susma haklarını kullandıkları için aile bu kadarını bilebiliyor. Daha mahkemeye çıkmadılar ki.”
   “Tutukluluk” kararı, mahkemeden çıkmamış ve şüpheliler gözaltındayken nasıl “tutuklu” olabilir? Bir anlam vermek mümkün değil!
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 09.04.2010: “(Prof. Dr. Arif Verimli’ye hitaben) Bilmediğiniz için anlamıyorsunuz!”
   Prof. Dr. Arif Verimli’nin cevabı kinayeli: “Ben okul bitirmedim, onun için anlamıyorum!”
   M.Anlı, sarfettiği sözlerin nereye gideceğini bilemiyor, hem de her zaman…
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 02.02.2010: “Kar göründü, anlata anlata bitiremiyor diyo. Fakat siz şehirde karla yaşamak gerçekten çok zor, bizi de anlayın. Hani görmemişin bir oğlu durumu diyeceğim ama…”
   M.Anlı, çocukların ekran karşısında olduğu saatlerde, argoyu yücelten konuşmalar yapmaya devam ediyor!!! “Veee” düşük cümlelerle programını sürdürüyor.
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 06.04.2010: “Kocaman ailemizden bir sürü kişi var.”
   “Sürü”nün anlamı, “Evcil hayvanlar topluluğu” olduğuna göre…
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 29.04.2010: “Dün yediğin hurmalar bir yerini tırmalar derler…”
   M. Anlı, çockuların ekran karşısında olduğu saatlerde, ağır argo atasözlerini kullanmaya devam ediyor.
   Olur olmaz konularda ahkâm kesen M. Anlı, önce aynaya bakmalı.
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 08.04.2010: “Hani bahtsız Bedevi’yi çölde derler ya…”
   Sina Çölü’nde İsrail’e geçmek için bekleyen kandırılmış Yozgatlı işçiler için, Müge Anlı’nın benzetmesine bakınız. Ağır argo söylemleri, hem de çocukların ekran karşısında olduğu bir saatte kullanmak…
   Bu atv’ye neler oluyor?
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 20.04.2010: “(İnternet) Evden kaçmaya vesile oluyor.”
   İnternet, evden kaçmaya vesile olmuyor, sebep oluyor. Bilindiği gibi, “vesile” kelimesi olumlu bir cümlede kullanılır!
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 25.03.2010: “Ne okul yönetimini ne öğretmenlerini suçlamıyorum.”
   “Ne… ne…” bağlacının kullanıldığı cümlelerde fiil olumlu olmalıdır. Bu bir kuraldır. Doğru ifade: “Ne okul yönetimi ne öğretmenlerini suçluyorum.”
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 02.02.2010: “Silecek suyu faklıdır dedim, içine koyduk ama neyse yattı balık yan gider.”
   “İşler kötü gittiğine göre artık istenildiği gibi davranılabilir” anlamındaki atasözü, “yattı balık yan gider” değil, “battı balık yan gider”dir (bk. TDK-Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü).
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 04.03.2010: “Evlilik tarihini bilmezsen karın da (evden) kaçar tabii…”
   Müge Anlı’nın bazı gerekçeleri çok ilginç doğrusu…
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 15.04.2010: “Şu anda Adli Tıp’a gönderildi.”, “Adli Tıp’a gönderileceğini…”, “Ekibimiz Adli Tıp’a gitti.”, “Şu anda Adli Tıp’a gönderildi.”
  “Tıp” kelimesine “yönelme eki” ulandığında, “P” harfi şeddelenir ve ek almış kelime, “Tıbba” şeklinde seslendirilir.
   Müge Anlı, bu kurala yıllardır uymuyor!
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 11.02.2010/9.35: “Münevver Karabulut’un kaatil zanlısı…”
   Müge Anlı’ya “katil” (“kaatil” şeklinde seslendirilir) ile “katil” (..) arasındaki farkı anlatmak; kanguruya uygun adım attırmaktan zor…
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 23.03.2010: Asıl ikâmeti neresi?
   “Bir yerde oturma, eğleşme” anlamındaki kelime “ikaamet” şeklinde ve ikinci hecesi kalın olarak seslendirilir. M. Anlı kelimeyi telaffuz edemiyor ve heceyi hem kısa hem de ince olarak seslendiriyor! “Asıl nerede oturuyor demek” varken…
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 19.01.2010: “45 gündür aradığımız Muhammet’in kaatil zanlısı, milleti çıldırtan Dilber Hanım’mış.”
   M. Anlı, “öldürme” anlamındaki “katil” (..) ile “insan öldüren kimse, cani” anlamındaki “katil” (“kaatil” olarak seslendirilir) arasındaki farkı bilmiyor olacak ki…
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 04.03.2010: “Arife’nin (….) anlattıklarından sonra…”, “Arife(…) Hanım’ın eski eşinin…”, “Arife (…) Hanım’ın röportajını da yayınlayacağız.”
   “Bilen, bilgini” anlamındaki kadın adı “Arife”, “Aarife” şeklinde seslendirilir. Tıpkı, “çok anlayışlı ve sezgili” anlamındaki  erkek adı “Arif”in “Aarif” şeklinde seslendirildiği gibi!!! Aynı programa katılan Arif Verimli, “Aarife” deidikçe…
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 18.03.2010: “Ne akla ne mantığa sığmıyor.”
   “Ne… ne…” bağlacının kullanıldığı cümlelerde fiil olumlu olmalıdır. Bu bir kuraldır (bk. TDK-Yazım Kılavuzu).
   Cümlenin doğrusu: “Ne akla ne mantığa sığıyor.”
 
 
*  Müge Anlı, Tatlı Sert, atv, 25.03.2010: “… iteklemesi, kakaklaması yok”, “… öğretmen de itekler, kakaklarsa.”
   Müge Anlı, atasözü, tabir ve deyimleri kullanma konusunda çok duyarsız. “İteklenme kakaklanma” uydurmasını 02.06.2009’da kullanınca, bu sütunlarda kendisini uyarmıştık.amma…
   “… itip kakması yok” ve “…öğretmen de itip kakarsa.” demek varken!

Müge Anlı’nın Türkçesi

Temmuz 10, 2010    Kategori: Genel, Müge Anlı   yorum yok »

MÜGE ANLI’NIN TÜRKÇESİ:

Müge Anlı, doğru dürüst cümle kuramıyor, derdini anlatmak için lafı uzatıyor da uzatıyor, deyim ve atasözlerinden bihaber, sık sık argoya başvuruyor, çocukların ekran karşısında olduğu saatlerde konuşulmayacak laflar ediyor, danışmanları Avukat Rahmi Özen ve Psikiyatr Arif Verimli’ye söz hakkı tanımıyor ve sık sık laflarını kesiyor…
İşte Müge Anlı’nın örnek bir cümlesi:
“Senin de kaybın var, böyle fotoğraflarınızı gösterin öyle gelenler benim şimdi kimin kaybı var kimin kaybı yok gösteriyorsunuz, unutuyorum ben yani eeee seyircilerin arasında kayboluyor, senin de öyle bak fotoğrafın var elinde kay senin o gün şey yap böyle bana gösterin eeee onları hemen programın başında gösterelim ki izleyicilerimizin böyle görür gösterir böyle fotoğrafı olanlar göstersinler.” (Tatlı Sert, atv, 06.04.2010)





Arama


Hakkımda

İsim: Hüseyin Movit
Meslek: Genel Yayın Yönetmeni, Düzeltmen
Şehir: İstanbul
Kişisel sayfam


Kategoriler


Arşiv


Bağlantılar


Meta


RSS takip