FRANKO DEĞİL, SALAZAR

Temmuz 16, 2010    Kategori: Genel, Necmiye Alpay   yorum yok »

Necmiye Alpay, kaleme aldığı ve Metis Yayınları´nın da çıkardığı “Dilimiz, Dillerimiz” adlı kitabının 92. sayfasında, “Franko İspanya´sında o kötü ünlü ´Üç F´ vardı yalnızca” demiş.

Şimdi efendim Necmiye Alpay´ın bahsini geçirdiği o “Üç F”, “Fiesta”, “Futbol” ve “Fado” kelimelerinin baş harflerinden meydana getirilmiştir ki bu kelimelerden “Fiesta” ile “Futbol” hem İspanya ve hem de Portekiz´de vardır ama “Fado” Portekiz halk müziğinde bir tür konumunda bulunduğundan, İspanya ile birlikte Portekiz´de değil, yalnızca Portekiz´de mevcudiyet durumu sergiler ki bu vaziyet de “Yukarıda bahis konusu yapılan ´Üç F´nin kötü ününe Portekiz´de kavuşmuşluğu” anlamına gelir.

Gerçekten de “Ben halkı ´Fado, Fiesta ve Futbol´la yani ´Üç F´ ile yönettim” diyen, İspanya´nın eli kanlı diktatörü Franko değil, bir başka diktatör konumunda yer alan ama melanetlerini İspanya yerine Portekiz´de sergileyen, 28.04.1889´da Santa Comba Dao´da doğup, 27.06.1970´de Lizbon´da dünya değiştirmiş bir durumda bulunan Antonio Oliveira de Salazar´dır.

Necmiye Alpay´ın “Ben halkı ´Fado, Fiesta ve Futbol´la yani ´Üç F´ ile yönettim” sözünü Salazar´ın değil de Franko´nun söylemiş bulunduğu keyfiyetinin altını çizmesi, hiç şüphe götürmeyecek bir şekilde yapılmış bir yanlışlıktır ama bu durumun, daha önce de özbeöz Türkçe konumunda ve de “Müfteilün fâilün müfteilün fâilün” vezninde yer alan “Ey ki hezar aferin, bu nice sultan olur/Kulu olan kişiler hüsrev-ü hâkân olur/Her ki bugün Veled´e inanuben yüz süre/Yoksul ise bay olur, bay ise sultan olur” u görmezden gelerek, Hazret-i Mevlana´nın onbinlerce beyitlik şiiri içinde, o şiirlerin Türkçe olan bir tekine bile rastlanılamadığını iddia etmişliğinden dolayı, adı geçenin “İlk hatası” sayılmamaklığı gereklidir.

ASIL ÜZÜLDÜĞÜM NOKTA

Temmuz 12, 2010    Kategori: Genel, Necmiye Alpay   yorum yok »

Sayın Necmiye Alpay, “Radikal Kitap eki”nde bulunan “Dil Meseleleri” adlı bir köşenin sahipliğini yapan bir yazarımız ki 16.03.2007 günü söz konusu ettiğimiz ekte kaleme aldığı bir yazısında da Mevlânâ Celaleddin-i Rumi’nin her biri paha biçilmez değerdeki on binlerce beyitinin arasında Türkçe olan tek bir beyit yoktur; ama o Türklerin nezdinde katıksız bir Türktür, çünkü o Mevlânâ’dır, büyük Mesnevi’nin büyük bilge şairidir” demiş.

Burada, önce Sayın Alpay’ın Hazreti Mevlânâ’dan, sanki beşiğini kendisi sallamışmış ya da Hazreti Mevlana’yla sık sık Ada’ya giderek piknik yaptıkları bir grubun üyesiymişler gibi yalnızca “Mevlânâ” şeklinde söz etmek suretiyle sergilediği, en hafif tanımıyla yakışıksız bir davranıştan söz etmeyi bir borç bilmekteyim.

Daha sonra ise yalnızca bir adet olmasından dolayı Hazret-i Mevlânâ üzerinde yoğunlaşmayanların bilmeme keyfiyetleri normal karşılanması gerekip Sayın Alpay’ın da yukarıda belirttiğim yazısında mevzuubahis ettiği Türkçe beyit meselesine getireceğim sırayı. Evet, yalnızca bir adet olmasından dolayı konu üzerinde yoğunlaşmamışlar tarafından bilinmemesi hususunun bence doğal karşılanması gereken bir keyfiyettir Hazret-i Mevlânâ’nın Türkçe beyit yazmışlığı keyfiyeti ki o tek Türkçe beyit de Mevlevi ayin-i şeriflerinin üçüncü selamında söylenen “Ey ki hezar aferin bu nice sultan olur/Kulu olan kişiler hüsrev-ü hakan olur/Her ki bugün Veled’e inanuben yüz süre/Yoksul ise bay olur, bay ise sultan olur”dur.

Sayın Alpay’ın bunu bilmiyor ve bilmemesini de normal karşıladığımı ben yukarıda dillendirdiğim, “Hazret-i Mevlânâ tarafından kaleme alınmış Türkçe beyit sayısı yalnızca bir adettir ve bu nedenle de bahsi geçirilen durumu konu üzerinde yoğunlaşmayanların bilmemesi normaldir” şeklindeki sözlerimle belirttim ama asıl üzüldüğüm nokta, şahsı ile ilgili yeterli bilgi sahibi olmayanların Hazret-i Mevlânâ hakkında söz söyleyebilme yetkisini kendilerinde bulabilmeleri.





Arama


Hakkımda

İsim: Hüseyin Movit
Meslek: Genel Yayın Yönetmeni, Düzeltmen
Şehir: İstanbul
Kişisel sayfam


Kategoriler


Arşiv


Bağlantılar


Meta


RSS takip