“SÖZDE” KELİMESİ KULLANILMALI MIDIR?

Ben, resmî söyleme her zaman kuşkuyla bakmış ve o söylemin mümkün olduğunca uzağında bulunmayı tercih etmişimdir. Bu, “Ermeni soykırımı”nın başına bir, “sözde” kelimesi ekleyerek “Sözde Ermeni soykırımı” denilmesi hususunda da böyle olmuştur. “Sözde Ermeni soykırımı” diyenler, “Birileri ‘Ermeni soykırımı’ndan bahsediyorlar ama aslında böyle bir olay meydana gelmemiştir ve ‘Ermeni soykırımı’ndan dem vuranlar yalan söylemektedirler”i dillendirmek istemektedirler öyle değil mi? Öyleyse bu dillendirmeyi yapanlar mı yoksa “sözde”siz, düpedüz “Ermeni soykırımı” ibaresini kullananlar mı haklıdırlar acaba? Bu sorunun cevabını öğrenmek için, bazı çevreler aksi iddiada bulunsalar bile; dünyada, Birleşmiş Milletler kararıyla resmen kabul edilmiş tek soykırım konumundaki Almanlarca acımasız bir şekilde uygulanan Yahudi soykırımına bakmamız gerekmektedir. Ne olmuştur? Yahudi soykırımı sırasında Avrupa kıtasının göbeğinde? Zamanın iktidarı, herhangi bir silahlı örgüt kurarak kendisine karşı direnişe geçmemiş sivilleri, gaz odalarına göndererek sistematik bir biçimde katletmiştir. Yani Birleşmiş Milletler kararıyla resmen kabul edilen tek soykırımın ayırıcı özelliği, uygulayıcıların karşısında silahlı bir direnişin bulunmamasıdır. Oysa Birinci Dünya Harbi sırasında, Anadolu’da meydana gelen olaylarda, her iki taraf da silahlıdır. Orada silahlı taraflar çarpışmışlar ve sayısal üstünlüğe sahip olanlar savaşı kazanmışlardır, hepsi budur. O hâlde orada “soykırım”dan söz edilemez ve “Ermeni soykırımı” ibaresinin baş tarafına “sözde” kelimesini getirenler haklıdırlar.

Medyaloji yazarı ve Türkçe Gönüllüleri – Dil İzleme Grubu Kurucu Başkanı – Eleştirmen Hüseyin Movit medyada dilin hatalı kullanımı ile ilgili tespitlerine devam ediyor.

Kısa Kısa

* Sabah/Günaydın, başlık, 27.04.2013: “Demet’ten zehir zembelek sözler”
“Son derece sert, hakaret dolu” anlamındaki sıfat, “zehir zembelek” değil, “zehir zemberek”tir.

* Sabah, 05.10.2010:
“Biz artık buna taktir-i ilahi diyoruz dedi.”
Sabah da “taktir (damıtma) ile “takdir”i (Bir şeyin değerini, önemini, gerekliliğini anlama) karıştırmış.

* Ayşenur Arslan, Yurt, 04.06.2014: “. Çok ciddiydi. Zira, O’na göre “barış sürecinde sona gelinirken bu sürecin…”
Özel adlar yerine kullanılan “o” zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz ve ulanan ekler kesme imi ile ayrılmmaz.

* Hürriyet, 01.06.2014: “Polis memuru, gözaltındayken beni ittiren bir diğer polis adına özür diledi.”
Polis memuru, adam tutup da ittirdiyse mesele yok. “Beni şten bir polis” demek varken…

* Hıncal Uluç, Sabah, 05.06.2014:
“İbnirrefik Ahmet Nuri Sekizinci’nin Ceza Kanunu diye bir oyunu var.”
Hıncal Uluç adları ve sıfatları yanlış yazmakta pek mahir. Doğru yazım tabii ki, “İbnürrefik”tir.

* Doğan Heper, Milliyet, 05.06.2014: “Dünyada 200 milyon kişi seyretti. Bende izledim.”, “23 mekân, 5 saray imal edildi ve kullanıldı.”
1. yanlış: “Dahi” anlamındaki “de” bağlacı ayrı yazılır. Doğru yazım: “Ben de…”
2. yanlış: Saray imal edilmez, inşa edilir.

* Cem Küçük, Yeni Şafak, 03.06.2014: “Balcburn Rovers takımının eski kaptanı Garry Flitcroft…”, “Onlar da en azından onur ve gurur var”, “Olayın izleri İngiltere’de hala devam ediyor.”, “Sürekli batı demokrasilerden dem vuranların sadece bu olaya bakmaları kafi.”
1. yanlış: Kulübün adı “Balcburn” değil, “Blackburn”dur.
2. yanlış: Bulundurma durumu eki, kelimeye ulanır. Doğru yazım: Onlarda…
3. yanlış. “Hala”nın anlamı, babanın kız kardeşidir. Doğru yazım: hâlâ…
4. yanlış: Güneşin battığı yöndeki ülkeler anlamındaki kelime “Batı” şeklinde yazılır.

* İpek Durkal, Show TV, 02.06.2014: “Baba yarısı eniştesini kaybetti.”, “… değişir de değiştirmeyedebilir.”
1. yanlış: Baba yarısı olan enişte değil, amcadır.
2. yanlış “Dahi” anlamındaki bağlaç kelimenin ortasına konulmaz. Dpğru ifade: … değiştirmeyebilir de…

* Güngör Uras, Milliyet, 01.06.2014:
“Böylece beslenen ve ağırlığı artan orkinos stoğu yıl sonunda yaklaşık 3 bin tona ulaşacak.”
“Stok” kelimesine sesli harf ulandığında “K” yumuşamaz. Belki 10 kere ileti gönderdiğimiz hâlde Prof., hatasını düzeltmemekte kararlı.

* Hıncal Uluç, Sabah, 30.05.2014: “İmkânsızlık yalnızca tembellerin sözcüğünde yer alan bir kelimedir. Napoleon, (Teşekkürler Selin)”
Cümlede “sözlük” yerine “sözcük” kullanılmış, yanlış olarak. Daha önce de hata yapılmış ve kendilerini 21.03.2014’te iletiyle uyarmıştık.
Hıncal Uluç’un uyarılara aldırdığı yok.

HAM HUM ŞARALOP
Dilsever: Müge Hanım, 5 yıldır devamlı olarak “muhattap” diyorsunuz, sebebi?
Müge Anlı: Ham humşaralop.
Dilsever: Deyimler ve atasözlerini hep yanlış söylüyorsunuz, sebebi?
Müge Anlı: Ham hum şaralop.
Dilsever: İnsanlardan nesneymişçesine taneyle bahsediyorsunuz neden?
Müge Anlı: Ham hum şaralop.

ADAM HARCAMACA
Atilla Bey, Esra Erol’un programına münasip bir eş bulmak için başvuranlardan. İsteği, yaşına uygun emekli bir kadınla evlenmek.
Esra Erol, her zamanki gibi kriterlere uymayan bir kadını (Şükriye) talip olarak ekrana getirip rezil ediyor. (FOX TV, 29.04.2014/18.35)

MÜGE ANLI DERS ALMIŞ MIDIR?
“Sezaryen” kelimesine defalarca “sezaryan” (“Arşak Palabıyıkyan” der gibi) şeklinde seslendiren Müge Anlı’nın konuğu, paylaşılamayan 30 aylık bebeğin biyolojik annesi Ayşe (ya da Ayşeğül, -ifade Avukat Rahmi Özkan’a aittir-) “Sezaryenle doğum yaptım”, “Sezaryen olurken”, “Dördüncü sezaryene aldılar” ve “Sezaryene aldılar…” diyor. (atv, 06.06.2014)
İlkokul mezunu olduğunu tahmin ettiğimiz Ayşe Hanım’ı candan kutluyoruz.
Kutlamamızın bir sebebi de hitabet (etkili söz söyleme sanatı) gücü. Müge Hanım, banttan bir kere daha izlesin bakalım Ayşe Hanım’ı. Dört kişiye nasıl laf yetiştirip, hatasız Türkçeyle konuştuğunu…

YANIK YAĞ NE DEMEK?
Konuklardan biri, “Fabrikalardan yanık yağ alıyorduk” deyince Müge Anlı hayretle, “Ne demek yanık yağ?” diyor. (atv, 13.05.2014/11.33).
28 yıllık gazetecinin “biyodizel”den haberi yok. “Bitkisel Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği”nden d
Sunucumuz “biyodizel”in ne şekilde elde edildiğini de bilmiyor!
Şehirler arasında çalışan birçok otobüsün, biyodizel yağ kullanması nedeniyle kara yollarında cayır cayır yandığından da.haberi yok.
Çelebi, gazeteci “dedüğün” böyle olur ülkemizde…

ÖMER ÜRÜNDÜL’ÜN İZİNDE
Ömer Üründül’ün “Ukrayna”ya “Ukranya” demesine alışmıştık(!)
Bu hatayı yapan özel radyo ve televizyonlardaki kişilere de alışmıştık amma bir TRT spikerinin “Ukranya” demesine tahammül edemedik.
TRT Radyo Nağme’nin erkek spikeri de hatasıyla “millî” oluyor.(TRT Radyo Nağme, 02.06.2014/16.00)

“BİR VESİLE” Mİ “BİLVESİLE” Mİ?
Müge Anlı, atv, 12.05.2014/10.10: “Kimleri bir vesile tekerlekli sandalye göndererek sevindirdiniz?”
Cümlede kullanılması gereken zarf “bu sayede” anlamındaki “bilvesile” zarfıdır. “Vesile” kelimesi kullanılacaka ifadenin “bir vesile ile” şeklinde olması gerekirdi…

ÜÇKÂĞITÇILARA DİKKAT
25 Mayıs günü cep telefonumun bir kere çalıp kapanması üzerine merak ettim. Bakayım kim aramış? Ekranda 0.212.998.81.92’yi görünce diğer telefondan arayarak merakımı gidermeye çalıştım.

Açtığım telefon hemen kapandığı için aranan telefondan bir arayayım dedim. 118 80’den de bir bilgi alamadık. Sahibi gizliymiş. Sen misin arayan…
Cevap, “For English pres nine”….müzik dakikalarca. İstersen bekle…

Ne çıkarları var anlamak mümkün değil…

REKLAMA GEEEL (P&G-P&G-P&G)

Funda Özkan, bir çamaşır tozu firmasının Brüksel’deki merkezini ziyaret etmiş, diğer gazetecilerle birlikte. Orada kendilerini bilgilendiren görevli, “Tankut Turnaoğlu çeşitli bilgiler vermiş. Vermiş vermesine de yazarımız, görevlinin adını tam üç kere, “P&G Türkiye ve Kafkasya Yönetim Kurulu Başkanı Tankut Turnaoğlu” şeklinde yazmış. (Akşam, 23.05.2014)

Anladık, Tankut Turnaoğlu, anılan şirketin “Türkiye ve Kafkasya Yönetim Kurulu Başkanı”…
Rahatladınız mı?

TÜRK HALK MÜZİĞİ NASIL YORUMLANIR?
TRT Müzik’te “TRT’nin 50.Yıl Özel Konseri”nde Münevver Özdemir, Adile Kurt Karatepe ve Gülcan Kaya âdeta şakıyorlar; Şef Zafer Gündoğdu yönetimindeki saz üstatları eşliğinde. (06.05.2014/20.44)

Kendini Türk Halk Müziği sanatçısı sanıp ortalıkta salınanların kulakları çınlasın

BEBEĞİN BİR BAŞKA BABASI (İKİZ BABA)
Talihsiz Kâmile, 14 yaşındayken köyünde tecavüze uğramış (Bu kişileri Allah bildiği gibi yapsın!). Kâmile tecavüz için üç kişiyi işaret ediyor.
Şüphelilerden Selçuk, yapılan DNA sonucu aklanıyor. Bu durumda Müge Anlı’nın yorumu: “Bebeğin bir başka babası da olduğu bir gerçek.” (atv, 22.05.2014/11.40)
Bir bebeğin biyolik iki babası! İkiz kardeşten sonra “ikiz baba”…

“VANTRİLOK”UN ANLAMI
Türk Dil Kurumu’nun “Güncel Türkçe Sözlük’ünden alıntı:
vantrilok
sıfat (l ince okunur) Fransızca ventrilogue
sıfat Karnından konuşan
Gördünüz mü, tabiatta “karnından konuşan insan” varmış. Açlıktan “karnı guruldayan” insanı duymuştuk.da…
Vantrilok’un anlamı, “Sesi kendi ağzından çıkmıyormuş gibi konuşabilen, başkası söylüyormuş gibi konuşma becerisi olan, bu becerisiyle sahnede gösteri yapan kimse”dir (bk. Türkçe Sözlük-Dil Derneği)

BERAT MI BERAAT MI?
“Fırsat gecesi: Beraat Kandili”, “Önümüzdeki perşembeyi cumaya bağlayan gece “BERAAT KANDİLİDİR.” (Nihat Hatipoğlu, Takvim, 06.06.2014)

“Hz. Muhammet’e peygamberliği Cebrail aracılığıyla bildirildiği şabanın 15. gecesine rastlayan kandil gecesi”nin adı “Berat Gecesi”dir (bk. Türkçe Sözlük-Dil Derneği) Binnetice (neticede) kandilin adı da “Beraat” değil, “Berat”tır.

Nihat Hatipoğlu’nu, 15.07.2011’de aynı hatayı yaptığı için uyarmış ve “Cüppeli Ahmet Hoca”nın hatasına ortak oldu demiştik.

Ne yazık ki uyarılarımız, “davulcu yellenmesi” gibi arada kaynayıp gidiyor.
TEKERLEKLİ SANDALYELERİ KİM GÖNDERİYOR
atv muhabiri ekranda toplumu bilgilendiriyor: “(Engelli gençlere) Müge Anlı tarafından 33 adet tekerlekli sandalye üç adet akülü sandalye gönderildi.” (20.05.2014/10.08)
Seyircilerden topladığı tekerlekli ve akülü sandalyeleri ihtiyaç sahiplerine dağıtan atv muhabirleri, aldıkları talimat icabı olsa gerek, Müge Anlı sandalyelerin parasını cebinden ödemiş gibi hareket ediyorlar.

Buna “Başkasının malını sahiplenmek” denilmez de ne denilir?

NEYSE HALİN, O ÇIKSIN FALİN

2(1)

(Teşekkürler Ali Aygün. Not: Kime ait olduğu belirlenirse açıklayacağız)

İŞTE KAMPANYA

(Teşekkürler Yunus Emre Deli)

NEYMİŞ?

oguz-atay

(Teşekkürler Ali Aygün)

SURİYE’DE SEÇİMLER

oy-kullanmak

(www.creativememory.org)

İNSANLIK DRAMI

afrika

(latuffcartoons.wordpress.com)

SURİYE GERÇEĞİ

israil-tayiyp

(latuffcartoons.wordpress.com)

BİR ZAMANLAR MAZİYE BAK: ÜÇ AHBAP ÇAVUŞLAR

an-evening

Arşak Palabıyıkyan, Kıvırcık ve Palamut

(picturesmove211.wordpress.com)

YASAK AŞK

yasak-ask

(www.denizlivho.org.tr)

BREZİLYA’DA, KIZILDERİLİ (INDIANS) KIYIMINA SON

brazil-stop

(rebloggy.com)

BUGÜN TÜRKÇE İÇİN NE YAPTINIZ?

Not:Eleştirilen kişiler, cevap hakkını kullanabilirler…

Saygılarımla,
Hüseyin Movit
Türkçe Gönüllüleri-Dil İzleme Grubu Kurucu Başkanı/Eleştirmen

www.delikanlisozluk.com

www.ignelifici.com

Milliyet editörleri, “ekspertiz” ile “eksper”i karıştırmışlar.
Eksper: Bilirkişi.
Ekpertiz: Bilirkişi raporu.
Malatya Sigorta Acenteleri Derneği Başkanı Ayhan Altunok kelimeyi yanlış kullansa bile haberci, doğrusunu yazmalıdır.dese bile
* atv, Karadayı, erkek oyuncu, 26.05.2014/21.09: “(Mahir) Ancak cürmü kadar yer yakar.”
“Cürüm” (suç) ile “cirim”i (hacim) karıştırma sıracı Karadayı yapımcılarına gelmiş olacak ki…
* Hürriyet, 17.06.2012: “Tayyip Erdoğan Rizeli ise Alper de Rizeli. O Kasımpaşalı ise Alper Okmeydanılı.”
“Birliği”, “gücü” , “pazarı” ve “meydanı” ile biten birleşik kelimelere “-lı” ve “-lu” yapım eki ulandığında, “ü”, “ı” ve “i” eki düşer. “Gençlerbirliğili” değil, “Gençlerbirlikli”; “Ankaragücülü” değil, “Ankaragüçlü”; “Adapazarılı” değil, “Adapazarlı” şeklinde yazılır ve seslendirilir…
Doğru yazım: Okmeydanlı…
* www.aksiyon.com.tr, başlık 17.12.2012: “Umrede Nüans farkı.”
1. yanlış: Sözlüklerimizde “nüans”ın anlamı, “ince fark, ayırtı” olarak verilmekte.. Sözcüğün içinde zaten “fark” anlamı varken “nüans farkı” denilerek gereksiz anlamsal yineleme yapılamaz.
2. yanlış: “Nüans” özel isim olmadığına göre, büyük harfle başlamaz.
* Milliyet/Ekonomi, 23.05.2014: “1970’li yıllarda devrimci işçilerin, verimsiz diye kapatılan Suluova Yeni Çeltik Madeni’ne el koyduğunu ve üretimi 60 misli artırarak gelirin…”
“Suluova Yeni Çeltek Madeni”nin adı değiştirilmiş. Nedense…
* Serdar Cebe, Kanal D, 26.05.2014: “Seçimler) 1 Haziranda yenilenecek…”, “1 Haziranda yenilenercek Mahmudiye seçimleri…”
Serdar Cebe, “yenilemek” ile “yinelemek” arasındaki farkı bir türlü öğrenemiyor!
Yinelemek: Tekrarlamak.
Yenilemek: Bir kimse veya bir şeyin yerine yenisini koymak
* Yeni Şafak, 16.06.2008: “Çevre ve Orman Bakanlığı’na bağlı kuruluşlarla adli tıp ve kriminoloji labaratuvarı iş imkânı sağlıyor.”
1. yanlış: “Labaratuvar” imlası yanlış, doğrusu, “laboratvuvar”dır.
2. yanlış: Cümlede kullanılması gereken kelime “kriminoloji” değil, “kriminal”dir.
Kriminoloji: Suç bilimi.
Kriminal: Suçla ilgi.
* Doğan Heper, Milliyet, 29.05.2014: “Klasik laftır, ‘Un var, şeker var ama biz pasta yapıp yiyemiyoruz’”
Atasözünün doğrusu, “Un var, yağ var, şeker var; ama helva yapamıyoruz.”dur
* Hürriyet, başlık, 18.10.2013: “Davutoğlu’nun katıldığı törende elmaya el kondu”
Elmaya el konmaz, “konulur”…
* İlker Ayrık, Kanal D, 24.05.2014/18.02: “Şu gördüğünüz çıbıklar sayesinde…”
1. yanlış: İlker Ayrık bir türlü “çubuk” diyemiyor!
2. Sunucumuz, “Zurnanın zart dediği yer” palavrasını kullanmaya devam ediyor.
* Hakan Can, Fanatik, 19.11.2011: “En son bir yemek dönüşü liderin, kahramanın önünden yürüdüğü için hakarethamiz bir ifadeyle karşılaşır.”
“Hakaret içeren, hakaret dolu” anlamındaki sıfat, “hakarethamiz” değil, “hakaretamiz”dir!
* Hıncal Uluç, (Radi Dikici’nin kitabından alıntı) Sabah, 18.05.2014: “Theofilos, sadece Bizans tarihi ve Ortodoks dini konusunda değil…”, “Valiler yaşları 15-18 yaşlarında çok güzel kızları aileleri birlikte Konstantinople’a göndereceklerdi.”, “İmparatoriçe doktor hanımla birlikte tek tek kızları gözden geçirmeye başladılar. ”
1. yanlış: “Ortodoks dini” diye bir din yoktur. Bilindiği gibi “Ortodoks”
“Hristiyan mezheplerinden biri.”dir.
2. yanlış: Cümledeki “yaşları” kelimesi fazladan yazılmış.
3. yanlış: Özne “İmparatoriçe” olduğuna göre fiilin tekil olması gerekir.
Doğru yazım: … gözden geçirmeye başladı.

SANDALYELER KİMDEN GELİYOR?
“Müge Anlı’dan geliyoruz, tekerlekli sandalyeni getirdik.(atv, erkek muhabir, 15.01.2014/10.08)
Seyircilerden topladığı tekerlekli sandalyelere sahip çıkan sunucu….
HINCAL ULUÇ’TAN TÜRK TELEVİZYONLARI
“Bugüne, bize bakın.. Lütfen, ad vermeme gerek yok. Rastgele bir haber televizyonunu açın ve alt yazıları okuyun.. Hepsi ama, hepsi gazetelerden alınmış haberler. Yani, bugün, benim Haber TV Müdürlerim, kadronun önüne gazeteleri koyuyor ve “Haber orda” diyorlar.
Haberciliği tersine çevirmişler.. Sabah gazetelerde yayınlanmış haberleri, hiç utanmadan, sıkılmadan, hatta akşam ana haberlerde, kendi haberleri gibi okuyorlar. Hem yürütme, hem bayat.. (Sabah, 28.05.2014)
Hıncal Uluç tam da kapı yoldaşı Müge Anlı’yı anlatıyor. Olayları gazeteden öğrenip muhabirlerei olay mahalline gönder; işlem tamam… Oradn da ekrana taşı…
HINCAL ULUÇ TELEVİZYONLARDAN ŞİKÂYETÇİ
“Bir akıllı telefonlu adamı (Adamın akıllı olması şart değil) yollasanız canlı görüntü hazır..” (Hıncal Uluç, Sabah, 30.05.2014)
“HAK ETMEK” Mİ “HAKKETMEK” Mİ?
Müge Anlı, her zamanki gibi Türkçenin kafasını gözünü yarıyor. “Hak etmek” ile “hakketmek” arasındaki farkı bilmediği için, “Ne etti de hakketti” ve “Ne yaptı da hakketti” diyor. (atv, 22.05.2013/12.15)
Türk televizyonlarının (Türkçe açısından) en başarısız kişisi Müge Anlı.
Müge Anlı’nın Türkçeye önem vermediği bir gerçek.
Hakketmek: Maden, ağaç, taş üzerine elle yazı veya şekil oymak.
Hak etmek: Bir emek karşılığı hakkı olan şeyi elde etmek, hak kazanmak.
“HAYLİ HAYLİ” PALAVRASI
Eleştirilere kulak asmayan Müge Anlı, her şeyi ben bilirim havalarında: “Haylı hayli farketmeniz lazım.” diyor.(atv, 13.05.2014/12.12)
Beş yıldır uyarılarımıza kulak asmayan sunucu, ne kadar da bilisiz olduğunu âdeta ispatlıyor…
“Kolaylıkla, rahatlıkla” anlamındaki zarf “hayli hayli” değil, “haydi haydi”dir.
“HALİÇ”İN İKİ ANLAMI
“Küçük harfle başlayan “haliç” kelimesi, bir coğrafya terimidir. Dağ, deniz, nehir, körfez gibi…
Büyük harfle başlayan “Haliç” (Altın Boynuz/Golden Horn) ise İstanbul’da bir semtin adıdır.
Dikkat edelim…
KUTLAMA
* Ayşe Taş, TRT Müzik, 12.04.2014/13.07: “Bir bakış baktın kalbimi yaktın/
Aşkın kemendin boynuma taktın.”
Birçok TRT spikeri yanlış olarak “aşkın kemendini” derken…
ASABİYETİ BOZUKMUŞ
Karadayı dizisinde sivil polis rolünü oynayan Yasin, Karadayı’yı uyarıyor: “Herkesin asabiyeti bozuk” (atv, 05.05.2014)
“Asabiyet”in anlamı, “sinirlilik, asabilik” olduğuna göre, “Herkesin sinirliliği (asabiliği) bozuk” der gibi cümle kurulur mu?
“Herkesin asabı bozuk” demek varken…
Banttan yayımlanan bu hatayı görüp düzelten biri yok mu?
BAŞKASININ ÇOCUKLARINA YETİM MAAŞI
Evli ve altı çocuk sahibi Emine Hanım anlatıyor: Yaşlı bir kişi, bekâr bir kızla evlendikten hemen sonra vefat etmiş. Müge Anlı, Emine Hanımı zorluyor ama bir türlü makul bir cevap alamıyor.
Emine Hanım bir ara, “(Rahmetli) Ben bu yetimlere emekli maaşımı bırakacağım dedi.” diyor, (atv, 08.05.2014/10.50) Emine Hanım’ı susturmak ne mümkün. Konuları hep karambole getiriyor ve Müge Anlı, şu soruyu soramıyor: Senin altı çocuğunun babası var ve sen evlisin. Bu çocuklar nasıl yetim oluyormuş bakalım?”

GEÇEN SENE, BU GÜNÜ SEVMİŞTİ
Müge Anlı, atv, 12.05.2014/10.08: ” (Çiçeklere) Çok teşekkür ediyorum. Allaaah çok çiçeklerimiz (doğrusu: çiçeğimiz) oldu.”, “Çok fazla bu anneler gününü sevmiyorum. Anneleri olmayan ve çocuklarını kaybedenler var. O yüzden bu günün neşeli bir şekilde kutlanmasını istemiyorum. O yüzden çiçekleriniz için teşekkür ederim.”
Geçen sene ve önceki seneler, “Anneler Günü”nü pek sevmişti ne oldu böyle birden…
MUHATAP DİYEMEYEN SUNUCU
Müge Anlı, atv, 26.05.2014/11.36: “İki tane muhattap almayacağı kişiler.”
Tam beş senedir uyarıyoruz ama nafile. Müge Anlı MUHATTAP demekte kararlı. Ne diyelim, “On olmaya dokuz eksik” diyelim mi?
“Eksik” deyince aklımıza Müge Anlı’nın “eksik etek”in boşanmış kadın olduğunu belirtmesi geliyor. Oysa bildiğiniz gibi “eksik etek”in anlamı “kadın”dır. (bk. Güncel Türkçe Sözlük-TDK)
EN HAKİKİ GAF KÜRSÜSÜ
“Gaf kürsüsü
Okurumuz Sefine Büyükşalvarcı’nın dikkatinden kaçmamış: 13 Mayıs 2014 sabahı Kanal D’de yayınlanan sabah haberlerinde İrfan Değirmenci, “Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kabalak” diyeceğine “Saadet Partisi Genel Başkanı Saadet Kabalak” dedi.” (Yüksel Attuğ, Sabah/Günaydın, 24.05.2014)
Sevgili Kardeşim Yüksel Aytuğ, okurunun hatasına ortak olmuş.
Bilindiği gibi siyasetçimizin soyadı “Kamalak”tır…
LAFTAN ANLAMAYAN SUNUCU
Müge Anlı’nın 03.06.2011’de, “Çocukları katıştırma şimdi.” dediği için kendisini eleştirmiş ve “‘Bir şeyin içine başka bir şey katarak karıştırmak’ anlamındaki kelimenin yanlış kullanımına bir örnek.” vermiş ve
‘Çocukları karıştırma şimdi’ demek varken.” demiştik.
“Dediğim dedik, çaldığım düdük” havalarındaki sunucu, bu kere de “Onu hiç katıştırma, çocuklarını kaçırmalarını…” diyor. (atv, 26.05.2014/10.18)
Ne diyelim. Vallahi biz de şaşırdık.
DÜN SİBİRYA BUGÜN ARABİSTAN
Müge Anlı’ya “suhunet” beğendirmek büyük sorun. Klimalar çalışır üşür, klimalar çalışmaz terler.
21 Mayıs 2014’te “Burası Sibirya gibi, sesim soluğum kesildi” diyor, ertesi günü de elinde bir yelpaze niyetine bir karton, ha babam de babam yelleniyor.
Mevsime göre değil de sponsorun gönderdiği elbiseleri giyersen olacağı budur.
Bu şikâyetler sürüp gidiyor

AT MARTİNİ DEBRELİ SABAH
* Sabah/Haber Plus, 19.10.2013: “Bu havyarı özgün yapan ürediği balık. Beluga balığı 120 milyon yıldır dünyada olsa da soyu tükenmek üzere ve daha çok da Hazar denizinde bulunuyor.”

UYDURMA ATASÖZÜ

Nisan 4, 2015    Kategori: Genel   yorum yok »

Aşırmacı Sırrı Er, arada bir atmayı pek sever hem de desteksiz.
Önce Facebook’ta atıvermiş (Nereden estiyse?): “Feylesoflar, tek kanatlı kuş gibidir… Ne uçabilir, ne de yürüyebilir… (www.facebook.com, 13.12.2012)
Aradan üç sene geçmiş, köftehorun jetonu düşüvermiş: “Tabi (Doğrusu: tabii H.M.) ki, işte bu yüzden ahlak temeli oluşturur, kişinin ahlaklı ve bilgili olması gerekir. İkisinden birinin olmadığını varsayarsak bu, Hz. Mevlânâ’nın benzetmesiyle tek kanatlı kuş gibidir. Tek kanatlı kuş ne uçabilir ne de yaşayabilir.” (www.gonuldergisi.com)
Atmasyonun daniskası. “feylesoflar” (filozoflar) hakkında böyle bir atasözü yok. Köftehor, nereden uydurduysa…. Ayrıca tek kanatlı kuş neden yürüyemezmiş bakalım?
Bir açıklayıveren çıksa da öğreniversek!!!

“TUTARLI OLMAK” MI? DEDİNİZ…

Kutadgu Bilig siyasetnamesini yazan ünlü astronumn adı Yusuf Has Hacib”tir ve soyadı yerine geçen kelime “Haacip” şeklinde seslendirilir.
Diksiyon” hocası Sırrı Er bu adı iki şekilde de seslendiriyor’

*  Sırrı Er, TRT Radyo Nağme, 29.11.2014 “Yusuf Has Hacib (..)…”
*  Sırrı Er, TRT Radyo 1, 31.12.2014/1636: “Yusuf Has Haacib’e (-..) baktığımızda…”
Çelebi, “diksiyon” hocası dedüğün böyle olur ülkemizde…
BİLDİĞİNİZ GİBİ
Sırrı Er, “Âşık Karınca” başlıklı hikâyeden bir cümle almış, kendi kafasına göre yazının ruhunu bozmuş.
İşte gerçek cümle:
“Karıncaya bile hor bakma sakın! Onun da gönlünde bir aslan yatar. Bu yolda hal böyle; bir karınca, bir aslanın kulağını çekmede… ( Ferîdüddin Attâr, İlahiname, www.ihvanforum.com,10.06.2007
İşte bozulmuş metin:
Karıncaya hor bakma sakın. Onun gönlünde bir aslan yatıyor… Bir karınca bir aslana ders veriyor… (www.facebook.com, 16.11.2014)
 
 
AYAKTA UYUYAN İNTİHALCİ
Yeterli bilgisi olmadığı hâlde yazarlığa soyunan Sırrı Er, genel kültürü olmadığı için, “Temel Konuşma Teknikleri ve Diksiyon” adlı aşırmalarla dolu kitabının 108. sayfasında tamamen çuvallamış. Girmiş “www.emretilev.com“a oradan kopyalayıvermiş:
“Öz Türkçede bazi kelimelerde kullanilan “i” ünlüsü,Türkiye Türkçesinde “i” ünlüsüne dönüşmüştür:
Örnek:
            Kangı-Hankı-Hangi
Aşırmacı aşırmış ama becerememiş. Emre Tilev’in sitesindeki yanlışın farkına varamamış ve intihalcinin kafası karışmış “Öz Türkçe”nin önündeki “öz” sıfatını kaldırınca ortaya anlamsız bir bilgi çıkmış.
İşte palavra bilgi:
“Türkçe’de bazı kelimelerde kullanılan ‘i’ ünlüsü, Türkiye Türkçe’sinde ‘i’ ünlüsüne dönüşmüştür:
(Cümlenin doğrusu: Türkçede;,bazı kelimelerde kullanılan “î” ünlüsü, Öz Türkçede “i” ünlüsüne dönüşür. H.M.)
Örnek
           Kangı-Hangi-Hangi
           İncitmek-İncitmek
“İ” harfi “i” harfine dönermiş. Allah’ım, sen aklıma mukayyet ol.
Atmasyonun bu kadarına peş doğrusu. Elimdeki kitap 13. baskı ibaresini taşıyor.
Vah ki vah o bir şeyler öğrenmek için parayı bastırıp da o kitabı alan gençlere…

SAYIN OKURLARA ZORUNLU BİR AÇIKLAMA

Nisan 4, 2015    Kategori: Genel   yorum yok »

Tam 16 yıldır yaptığı yanlışlar ve intihaller konusunda peşinde olduğumuz ve eleştirdiğimiz uzman aşırmacı Sırrı Er ile ilgili yaptığımız eleştiriler üzerine Ankaralı olduğunu belirten Sayın Sırrı Er’den bir ileti aldık.

Sizlerle paylaşıyorum:
“Selam ile…
Bahsettiğiniz Sırrı Er ben değilim; adımız ve soyadımız aynı. Ben Ankara Polis Koleji’nde uzman edebiyat öğretmeniyim. (32 yıl)  Yazılarınızı takip ediyorum ve okudukça utanıyorum. Neden  mi? Öğrencilerim, arkadaşlarım ve akrabalarım o şahsı ben sanarlar diye.
Çünkü ben de eğitimci-yazarım. Yayımlanmış yirmi civarında kitabım var. Ekte özgeçmişimi gönderiyorum; Bu vesileyle tanışmış oluruz…
Sizden bir ricam olacak: O şahısla beni karıştırmamaları için suçladığınız kişinin ben olmadığımı birkaç cümleyle belirtirseniz memnun olurum.
Selam ve saygılar sunarım.
Ankaralı Sırrı Er”
Sayın okurlar, hâl böyle olunca bundan böyle bizim aşırmacıdan bahsederken “Elazığlı”, gerçek “eğitimci-yazar”dan bahsederken de “Ankaralı” sıfatını kullanacağım.

BU İŞİ ÇOK SEVER

Elazığlı Sırrı Er, takip edildiğini bile bile aşırmaya devam ediyor. Sırada Hz. Mevlânâ’nın bir sözü var, almış ve hemen Face’e yapıştırmış: ”

Uzun sözü, maksadını anlatamayan söyler…” (www.facebook.com, 08.02.2014)

Yazıyı okuyan Rıdvan Bayraktar, Hilal Rehnuma, Ramazan Turan ve 21 diğer kişi bunu beğenmiş.
Bir marifetm,iş gibi, milletten yorum istiyor, hiç çekinmeden.
Millet uyurgezer olarak yaşamaya alışmış bir kere…
BU NE PERHİZ

Kendini âdeta öz Türkçe düşmanı ilan eden azgın intihalci Elazığlı Sırrı Er “-sel” ve “-sal” ulanmış kelimelere hiç yüz vermez ve kullananlara da ateş püskürür.
Peki, ya şu cümleye ne dersiniz: “Bu konuda bir anda toplumsal tepki oluştu”
Bu cümleyi kim mi yazdı. Kim yazacak uzmanlığı kendinden menkul aşırmacılar kralı Elazığlı Sırrı Er. Nerede mi yazmış? Nerede yazacak, kendi sitesinde. İsteyenler diğer incilerini de okuyabilirler: “www.sirrier.com.tr/sozun-buyusu/
Yaaa işte böyle hem kızar hem kullanır, beyin kapasitesi o kadar.
Aman karıştırmayın bunları yapan Elazığlı Sırrı ER, sakın Ankaralı Sırrı Er’in günahını almayın Ankaralı çok saygın bir kişidir; emeğe saygılıdır ve  tek kelime emek hırsızlığı yapmaz. Bir sonraki yazımda kendisini tanıtacağım.

SAYIN RAHİM ER’E AÇIK MEKTUP

Nisan 4, 2015    Kategori: Genel   yorum yok »

Sayın Er,

Yeğeniniz olduğunu iddia eden Sırrı Er, tam 16 yıldır yaptığı yanlışlıklar ve intihaller nedeniyle tarafımdan eleştirilmektedir.
 
Kendisi bu durumu, Twitter’deki okurlarına, “Bu kişi, bana 16 yıldır hakarette bulunmaktadır.” diyerek şikâyette dahi bulunmaktadır, adli makanlara başvuracağına.
 
Başkalarının (Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın, Prof. Dr. Hamza Zülfikar, Prof. Dr. Cahit Kavcar, Beşir Ayvazoğlu, Şiar Yalçın, Nihad Sâmi Banarlı, Nejat Muallimoğlu, Nazik Hoca, Suat Taşer, Emre Tilev ve yüzlercesi) yazılarını İnternet’ten ve kitaplardan kopyalayarak (Hatta kitabına ön söz yazan Sayın Akalın’ın yazısını bile) kendi yazısıymış gibi “makale”ler yazmakta, “yazar” sıfatıyla kitaplar yayımlamaktadır.
 
Tespit ettiğimiz intihallerin sayısı 2 000’i geçmiş bulunmaktadır. Yazdığı son beş kitapta (Hayat Yayınları) da tek sayfası kendisine ait değildir.
 
Nedense Can Gürzap, Necmiye Alpay, Feyza Hepçilingirler, Dr. Atilla Sarıkayalı ve Akın Önen’in kitaplarından tek satır alamıyor. İnsanın aklına gelmiyor değil: Acaba bu kişiler hayatta oldukları ve dişli kişiler olarak tanındıkları için mi?
 
Sırrı Er, sizin yazılarınızı bile kopyalayıp altına imza atmaktadır. (Örneklerinden biri Divanyolu dergisi, sayı: 1) Yeterli tahsili olmadığını umarım biliyorsunuz. Kendisini “Sahne Sanatları Eğitimi (Yüksekokul)” mezunu olarak tanıtmakta, bu yolla da okurlarını kandırmaktadır. Yeğeniniz, 2004 yılında yazdığınız makaleyi sekiz yıl beklettikten sonra, 2012’de (www.yazete.com) altına imza atarak yayımlayabilmektedir.
 
Defalarca uyarmamıza ve araya müşterek arkadaşlarımızı koymamıza rağmen bu huyundan vazgeçmemekte ve aşırmalarına Facebook ve Twitter’de devam etmektedir.
 
Neticei Kelam:
Bu durumun nihayete erdirilmesi görevi size düşmektedir.
Saygılarımla,
Hüseyin Movit
 
 
ELAZIĞLI SIRRI ER’İN MARİFETİ

Elazığlı Sırrı Er, Ziya Gökalp’in dizelerine uydurma bir dize eklemiş marifetmiş gibi. Böylelikle, aşırmacılığı yanında uydurmacılığını da ispatlamış oluyor:

LİSAN
Güzel dil Türkçe bize,/Başka dil gece bize./İstanbul konuşması/En sâf, en ince bize./Uydurma söz yapmayın 
Ziya Gökalp 
(Altın Sözler, Başarılı Konuşma Teknikleri, Hayat Yayınları, s. 97)
 
Dizelerin aslı
LİSAN
Güzel dil Türkçe bize,
Başka dil gece bize.
İstanbul konuşması
En sâf, en ince bize.

Lisanda sayılır öz
Herkesin bildiği söz;
Ma'nâsı anlaşılan
Lûgate atmadan göz.

Uydurma söz yapmayız,
Yapma yola sapmayız,
Türkçeleşmiş, Türkçedir;
Eski köke tapmayız.
 
BUHARLAŞAN HABER
Ünal Tanık, Hilal’de Sabah’ta Sırrı Er’le gündemi yorumlamış. Haber, Haber7’de yayımlandıktan bir süre sonra buharlaşıvermiş. Hayrola, Elazığlı Sırrı Er’le ilgili intihal haberleri mi geldi de haber buharlaşıverdi . Fotoğraflı başlık var metin yok… Ve minel garaip…
 
Uçurulan haber için:
 
 
AHLAK DENİLEN KAVRAM
Aşırmacı Elazığlı Sırrı Er, arada bir ahlak, erdem (fazilet) konusunda tavsiyelerde bulunmayı pek sever, yine esmiş: “Ahlâk denen kavram, ahlâksızlar tarafından erozyona uğratıldı…”(www.facebook.com, 16.02.2015)
Tavsiyelerde bulunur da, onun bunun yazılarını kopyalayıp “çakma” kitaplarında kullanmak hangi ahlak kuralı ile bağdaşır. Bir cevaplasa da biz de tatmin olsak…





Arama


Hakkımda

İsim: Hüseyin Movit
Meslek: Genel Yayın Yönetmeni, Düzeltmen
Şehir: İstanbul
Kişisel sayfam


Kategoriler


Arşiv


Bağlantılar


Meta


RSS takip