Aşırmacı Sırrı Er, meşhur olsun olmasın yazarların, edip-şair ve devlet adamlarıyla filozofların yazılarından aşırmalar yaparak sahiplenmeyi pek sever. Yine öyle yapmış ve Yusuf Has Hacip’in bir sözünü keni yazısıymış gibi Face’e yapıştırıvermiş: “Diline dikkat et!! Dişini kırmasın…” (08.02.2015)
Adam takibe alındığını biliyor. Biliyor bilmesine de aşırmaları da son hızla devam ediyor.

Adamda utanma yok. Yusuf Has Hacip’ten bile aşırıyor. Kaynak belirtse bir yeri eksilecek zahir…

ALIŞMIŞ KUDURMUŞTAN BETERDİR
“Uzman” eğitimci ve çakma yazar Sırrı Er, Mustafa Acungil’in “mustafaacungil.wordpress.com” sitesine dalmış, oradan “Topluluk önünde nasıl konuşurum?” başlıklı yazısından bir bölümü aşırarak Face’e yapıştırıvermiş, adeti veçhile:

“Kendini yeterince iyi ifade edebilmek, insanların büyük çoğunluğunun eksikliğini hissettiği bir konudur. Özellikle bir topluluk önünde ya da tanımadığı kişiler önünde bunu yapmak, bazı insanlar için korkutucudur. “Arenaya, aç aslanlar önüne atılmış” hissinden farksız bir korku kaynağıdır. ‘Topluluk Önünde Etkili Konuşma Teknikleri’ isimli kitabımdan… (19.01.2014)”

Fehmi Batur, Emir Yasin ve 9 kişi daha bunu beğenmiş. Bir marifete şahit olmuşlar gibi. Hiçbirinin aklına Google’da aramak gelmemiş.
Eh artık çakma yazarımız cakasını satabilir

Not: Yazarımız hızını alamamış ve bir marifetmiş gibi aynı yazıyı bir kere de “yazargah.com”a yapıştırıvermiş. (17.027.2014)

KÖFTEHOR AHKÂM KESMEYİ PEK SEVER
Aşırmacı Sırrı Er, Fabebook’ta yine esmiş gürlemiş:
“Türkçeyi zorlayarak değil ancak sevdirerek koruyabiliriz…
Türkçe siyasetçilere ve dil jandarmalarına bırakılmayacak kadar da kıymetlidir…” (Sırrı Er, www.facebook.com, 01.02.2015)

Haddizatında (aslında), Türkçeyi kurtarmak için emek hırsızlarını dışlamak; “Hacı Bektaş Veli”nin adını “Hacı Bektaşi Veli”, rahmetli Gazi Osman Paşa’nın adını “Gaziosmanpaşa” (Eski adı Taşlıtarla) yazanlardan; “saç” ile “sac” (Saç boru daha sağlamdır. – Sobanın saçı delinmiş.), “ana dil” ile “ana dili” arasındaki farkı bilmeyenlerden temizlemek gerekir.

Kanal D çalışanı Emre Tilev’in “www.emretilev.com”dan 174 sayfa araklayanlardan, yazdığı beş çakma kitapta, kendisine ait tek sayfa bile bulunmayanlardan; “Batı” ile “batı” arasındaki farkı bilmeyenlerden, sorulara yanıt vermeyip kendi kendine ayna karşısında “ham hum şaralop” tekerlemesini tekrarlayanlardan. 16 senedir kendisine hakaret ettiğini belirttiği kişiden şekvacı olmayan (Sıkıysa açsın bir dava da boyunu görelim!);”Agop Dilaçar TDK Başkanlığı yaptı” diyen bilisizi uyarıp doğruyu söylemeyen Allah’ın cahili.

Çakma kitabına Prof. Dr. Şükrü:Halûk Akalın tarafından yazılan sunuş yazısını bile araklayıp kendi yazısıymış gibi sağda solda caka satan, sahte “Sahne Sanatları Eğitimi (Yüksekokul)” mezunu olduğunu göğsünü gere gere öz geçmişine ekleyen “yavuz hursız”ların kıçına tekmeyi basmak gerekir.

Ne anlama geldiğini bilmediği için İnternet’teki yazılarında bir kere bile olsa “noktalı virgül” (;) kullanmayan dil bilgisi özürlü çakma uzman.

Dil jandarması olan kişi 20.000 kişiyi isim vererek eleştirdi, “çakma uzman” adını vererek kimi eleştirdi. Maçası sıkmadığı için ad vererek bir kişiyi bile eleştiremez. Kendisi daha “vaasi” diyor, “vasii” demek yerine; “Yûnus Emre” diyemiyor, deniz memelisi gibi “yunus” diyor Allah’ın bilisizi.”deniz mili yerine “kınot” (cehaletinden olsa gerek.) diyen de kendisi.

Adamın ömrü yürütmekle geçiyor. Prof. Dr. Hamza Zülfikar’dan yürüt, Prof. Dr. Cahit Kavcar’dan yürüt, Dr. Metin Kılıç’tan yürüt, Rahmetli Şiar Yalçın’dan yürüt, Rahmetli Nejat Muallimoğlu’ndan yürüt, Rahmetli Rıdvan Çongur’dan yürüt, Beşir Ayvazoğlu’ndan yürüt (Çiçekler ve Renkler), Rahmi Er’den yürüt, Nüzhet Şenbay’dan yürüt, Suat Taşer’den yürüt. Yürüt babam, yürüt; yahu ilaç için senin bir sayfa yazın yok mu? (Şimdilik tespit edilen aşırma sayısı 500)

Sıkıysa Can Dündar’dan, Dr. Atilla Sarıkayalı’dan yürütsene maçan sıkıyorsa…

NAMUSLULARI BİLİYORUZ DA…
“Bu memlekette sağcı/solcu , ilerici/gerici yoktur. Bu memlekette namuslular ve namussuzlar vardır. Siz namuslulardan olun. Cemil Meriç” (Sırrı Er,www.facebook.com, 30.01.2015)

Yok yani insan merak etmiyor değil. Kim bu namussuzlar?

Bu cümleyi Face’yapıştıran bir açıklama yapsa da öğreniversek diyoruz.

ŞAŞKIN ÖRDEK NEREDEN DALAR?

“San” anlamındaki kelime “unvan”dır. “Unvan”dır unvan olmasına da, tutarsuız davranışlarıyla nam salmış aşırma uzmanu Sırrı Er’e anlat bakalım.; ,
İşte örnekler.

1- “…ençok dinlenen (Sırrı Er’le Basında Bugün) program unvanını aldı. ”
2- “Teşekkür ederim Mehtap,’Devlet Sanatçılığ’ı unvanı için insanların birbirini yediği dönemde…”
3- “Efendi, imparatorluk devrinde, okumuşların ûnvanı idi.
4-“Yabancı sözcüklerin (ünvanlarda, dilimizde, müziklerimizde…”
5- (Sırrı Er’le Basında Bugün) program unvanını aldı.
6- “Türk milletinin asil ünvanı olmuştur”, “Efendi ünvanıOsmanlı sarayında geniş ölçüde kullanılmıştır.” (Etkili ve Güzel Konuşma Sanatı, s. 34)

LİDYA HANIM’IN TÜRKÇESİ
Bir sapık tarafından rahatsız edilen Lidya Hanım ekranda şikâyetlerini dile getiriyor. Birçok azınlık vatandaşımız gibi mükemmel Türkçe konuşuyor. Görüşlerini o kadar güzel ifade ediyor ki sunucumuz Müge Anlı bile şaşırıp takdirlerini belirtiyor! (atv, 31.10.2014)
Lidya Hanım aşağı yukarı Müge Anlı ile yaşıt. Kendisini Türkçeyi bu denli güzel konuşmasından ötürü kutluyorum. Özellikle kelime vurguları ile soru cümlesindeki vurguları mükemmel, konuşması, birçok sunucuya ders niteliğinde; ayrıca tek düşük cümle kurmaması da övgüye değer.

TAKDİR VE TEKDİR
Takdir ve tekdir, yani ödül ve ceza bir kayığın iki küreği gibidir. İkisini eşit ölçüde çekerseniz kayık sizin istediğiniz yere gider. Aksine bir tanesini fazla çekerseniz kayık olduğu yerde dönüp durur ilerleyemez.”(Mustafa Kartalcıklar, Melez adlı romandan)
Takdir: “Beğenme, beğenip belirtme, değer verme.”
Tekdir: ” Azarlama, paylama.”

MÜGECE
Müge Anlı, atv, 17.03.2014/10.21: “Çok sokaktaki çocuk kötü niyetlilerin hedefi.”
Tercümesi: “Sokaktaki birçok çocuk, kötü niyetlilerin hedefi.”

MÜGECE
Müge Anlı, atv, 17.03.2014/10.06: “O gece Ali’yi öldürüldüğünü itiraf etti.”
Tercümesi: “O gece Ali’nin öldürüldüğünü itiraf etti.”

MÜGECE
Müge Anlı, atv, 18.03.2014/12.10: “Dedenin Emin’e borcu vardı.”
Tercümesi: “Dedenin Emin’den alacağı vardı.”
Biz boşuna mı Türkçe özürlü diyoruz kendisine…

BUNLAR DA KISA KISA
* Sırrı Er, www.fazebook.com, 12.08.2014: “Sevgili Atalay Bey üretmezseniz, üretirler sizde kullanmak zorunda kalirsıniz:):)”
“Uzman” eğitimci Sırrı Er, “dahi” anlamındaki “de”nin ayrı yazılacağını bilmiyor! Doğru yazım:… siz de kullanmak zorunda kalırsınız.

* Yeni Şafak, 12.01.2015: “… sorumlu kim, ne yapılacak, ne zaman yapılacak, bunun mali portresi ne?”
“Porte” ile “portre”yi karıştırma sırası bu sefer Yeni Şafak’ta…

* Funda Koray, Radyo Nağme, 10.02.2015/16.17: “Bursa’nın Keleş ilçesinde doğmuş…”
Bursa’nın Keles ilçesi, TRT spikerinin dilinde “Keleş” oluveriyor!

* www.yenisafak.com.tr, 08.06.2014:: “Bu sebeple klimanın verdiği havanın direk olarak yüz ve vücudun diğer bölgelerine isabet etmemesi gerekir.”, “… o bölgeler bir şal ile sarılarak soğuk havanın direk temas etmesi önlenebilir.”
Kelimenin Türkçe karşılığı (doğrudan) varken İngilizcesini (direct yazmaya çalışıp onu da becerememek.

BUGÜN TÜRKÇE İÇİN NE YAPTINIZ?
Not: Eleştirilen kişiler, cevap hakkını kullanabilirler…
Saygılarımla,
Hüseyin Movit
Türkçe Gönüllüleri-Dil İzleme Grubu Kurucu Başkanı/Eleştirmen
www.ignelifici.com
www.delikanlisozluk.com




Yorumlara kapalı.




Arama


Hakkımda

İsim: Hüseyin Movit
Meslek: Genel Yayın Yönetmeni, Düzeltmen
Şehir: İstanbul
Kişisel sayfam


Kategoriler


Arşiv


Bağlantılar


Meta


RSS takip