Milliyet editörleri, “ekspertiz” ile “eksper”i karıştırmışlar.
Eksper: Bilirkişi.
Ekpertiz: Bilirkişi raporu.
Malatya Sigorta Acenteleri Derneği Başkanı Ayhan Altunok kelimeyi yanlış kullansa bile haberci, doğrusunu yazmalıdır.dese bile
* atv, Karadayı, erkek oyuncu, 26.05.2014/21.09: “(Mahir) Ancak cürmü kadar yer yakar.”
“Cürüm” (suç) ile “cirim”i (hacim) karıştırma sıracı Karadayı yapımcılarına gelmiş olacak ki…
* Hürriyet, 17.06.2012: “Tayyip Erdoğan Rizeli ise Alper de Rizeli. O Kasımpaşalı ise Alper Okmeydanılı.”
“Birliği”, “gücü” , “pazarı” ve “meydanı” ile biten birleşik kelimelere “-lı” ve “-lu” yapım eki ulandığında, “ü”, “ı” ve “i” eki düşer. “Gençlerbirliğili” değil, “Gençlerbirlikli”; “Ankaragücülü” değil, “Ankaragüçlü”; “Adapazarılı” değil, “Adapazarlı” şeklinde yazılır ve seslendirilir…
Doğru yazım: Okmeydanlı…
* www.aksiyon.com.tr, başlık 17.12.2012: “Umrede Nüans farkı.”
1. yanlış: Sözlüklerimizde “nüans”ın anlamı, “ince fark, ayırtı” olarak verilmekte.. Sözcüğün içinde zaten “fark” anlamı varken “nüans farkı” denilerek gereksiz anlamsal yineleme yapılamaz.
2. yanlış: “Nüans” özel isim olmadığına göre, büyük harfle başlamaz.
* Milliyet/Ekonomi, 23.05.2014: “1970’li yıllarda devrimci işçilerin, verimsiz diye kapatılan Suluova Yeni Çeltik Madeni’ne el koyduğunu ve üretimi 60 misli artırarak gelirin…”
“Suluova Yeni Çeltek Madeni”nin adı değiştirilmiş. Nedense…
* Serdar Cebe, Kanal D, 26.05.2014: “Seçimler) 1 Haziranda yenilenecek…”, “1 Haziranda yenilenercek Mahmudiye seçimleri…”
Serdar Cebe, “yenilemek” ile “yinelemek” arasındaki farkı bir türlü öğrenemiyor!
Yinelemek: Tekrarlamak.
Yenilemek: Bir kimse veya bir şeyin yerine yenisini koymak
* Yeni Şafak, 16.06.2008: “Çevre ve Orman Bakanlığı’na bağlı kuruluşlarla adli tıp ve kriminoloji labaratuvarı iş imkânı sağlıyor.”
1. yanlış: “Labaratuvar” imlası yanlış, doğrusu, “laboratvuvar”dır.
2. yanlış: Cümlede kullanılması gereken kelime “kriminoloji” değil, “kriminal”dir.
Kriminoloji: Suç bilimi.
Kriminal: Suçla ilgi.
* Doğan Heper, Milliyet, 29.05.2014: “Klasik laftır, ‘Un var, şeker var ama biz pasta yapıp yiyemiyoruz’”
Atasözünün doğrusu, “Un var, yağ var, şeker var; ama helva yapamıyoruz.”dur
* Hürriyet, başlık, 18.10.2013: “Davutoğlu’nun katıldığı törende elmaya el kondu”
Elmaya el konmaz, “konulur”…
* İlker Ayrık, Kanal D, 24.05.2014/18.02: “Şu gördüğünüz çıbıklar sayesinde…”
1. yanlış: İlker Ayrık bir türlü “çubuk” diyemiyor!
2. Sunucumuz, “Zurnanın zart dediği yer” palavrasını kullanmaya devam ediyor.
* Hakan Can, Fanatik, 19.11.2011: “En son bir yemek dönüşü liderin, kahramanın önünden yürüdüğü için hakarethamiz bir ifadeyle karşılaşır.”
“Hakaret içeren, hakaret dolu” anlamındaki sıfat, “hakarethamiz” değil, “hakaretamiz”dir!
* Hıncal Uluç, (Radi Dikici’nin kitabından alıntı) Sabah, 18.05.2014: “Theofilos, sadece Bizans tarihi ve Ortodoks dini konusunda değil…”, “Valiler yaşları 15-18 yaşlarında çok güzel kızları aileleri birlikte Konstantinople’a göndereceklerdi.”, “İmparatoriçe doktor hanımla birlikte tek tek kızları gözden geçirmeye başladılar. ”
1. yanlış: “Ortodoks dini” diye bir din yoktur. Bilindiği gibi “Ortodoks”
“Hristiyan mezheplerinden biri.”dir.
2. yanlış: Cümledeki “yaşları” kelimesi fazladan yazılmış.
3. yanlış: Özne “İmparatoriçe” olduğuna göre fiilin tekil olması gerekir.
Doğru yazım: … gözden geçirmeye başladı.

SANDALYELER KİMDEN GELİYOR?
“Müge Anlı’dan geliyoruz, tekerlekli sandalyeni getirdik.(atv, erkek muhabir, 15.01.2014/10.08)
Seyircilerden topladığı tekerlekli sandalyelere sahip çıkan sunucu….
HINCAL ULUÇ’TAN TÜRK TELEVİZYONLARI
“Bugüne, bize bakın.. Lütfen, ad vermeme gerek yok. Rastgele bir haber televizyonunu açın ve alt yazıları okuyun.. Hepsi ama, hepsi gazetelerden alınmış haberler. Yani, bugün, benim Haber TV Müdürlerim, kadronun önüne gazeteleri koyuyor ve “Haber orda” diyorlar.
Haberciliği tersine çevirmişler.. Sabah gazetelerde yayınlanmış haberleri, hiç utanmadan, sıkılmadan, hatta akşam ana haberlerde, kendi haberleri gibi okuyorlar. Hem yürütme, hem bayat.. (Sabah, 28.05.2014)
Hıncal Uluç tam da kapı yoldaşı Müge Anlı’yı anlatıyor. Olayları gazeteden öğrenip muhabirlerei olay mahalline gönder; işlem tamam… Oradn da ekrana taşı…
HINCAL ULUÇ TELEVİZYONLARDAN ŞİKÂYETÇİ
“Bir akıllı telefonlu adamı (Adamın akıllı olması şart değil) yollasanız canlı görüntü hazır..” (Hıncal Uluç, Sabah, 30.05.2014)
“HAK ETMEK” Mİ “HAKKETMEK” Mİ?
Müge Anlı, her zamanki gibi Türkçenin kafasını gözünü yarıyor. “Hak etmek” ile “hakketmek” arasındaki farkı bilmediği için, “Ne etti de hakketti” ve “Ne yaptı da hakketti” diyor. (atv, 22.05.2013/12.15)
Türk televizyonlarının (Türkçe açısından) en başarısız kişisi Müge Anlı.
Müge Anlı’nın Türkçeye önem vermediği bir gerçek.
Hakketmek: Maden, ağaç, taş üzerine elle yazı veya şekil oymak.
Hak etmek: Bir emek karşılığı hakkı olan şeyi elde etmek, hak kazanmak.
“HAYLİ HAYLİ” PALAVRASI
Eleştirilere kulak asmayan Müge Anlı, her şeyi ben bilirim havalarında: “Haylı hayli farketmeniz lazım.” diyor.(atv, 13.05.2014/12.12)
Beş yıldır uyarılarımıza kulak asmayan sunucu, ne kadar da bilisiz olduğunu âdeta ispatlıyor…
“Kolaylıkla, rahatlıkla” anlamındaki zarf “hayli hayli” değil, “haydi haydi”dir.
“HALİÇ”İN İKİ ANLAMI
“Küçük harfle başlayan “haliç” kelimesi, bir coğrafya terimidir. Dağ, deniz, nehir, körfez gibi…
Büyük harfle başlayan “Haliç” (Altın Boynuz/Golden Horn) ise İstanbul’da bir semtin adıdır.
Dikkat edelim…
KUTLAMA
* Ayşe Taş, TRT Müzik, 12.04.2014/13.07: “Bir bakış baktın kalbimi yaktın/
Aşkın kemendin boynuma taktın.”
Birçok TRT spikeri yanlış olarak “aşkın kemendini” derken…
ASABİYETİ BOZUKMUŞ
Karadayı dizisinde sivil polis rolünü oynayan Yasin, Karadayı’yı uyarıyor: “Herkesin asabiyeti bozuk” (atv, 05.05.2014)
“Asabiyet”in anlamı, “sinirlilik, asabilik” olduğuna göre, “Herkesin sinirliliği (asabiliği) bozuk” der gibi cümle kurulur mu?
“Herkesin asabı bozuk” demek varken…
Banttan yayımlanan bu hatayı görüp düzelten biri yok mu?
BAŞKASININ ÇOCUKLARINA YETİM MAAŞI
Evli ve altı çocuk sahibi Emine Hanım anlatıyor: Yaşlı bir kişi, bekâr bir kızla evlendikten hemen sonra vefat etmiş. Müge Anlı, Emine Hanımı zorluyor ama bir türlü makul bir cevap alamıyor.
Emine Hanım bir ara, “(Rahmetli) Ben bu yetimlere emekli maaşımı bırakacağım dedi.” diyor, (atv, 08.05.2014/10.50) Emine Hanım’ı susturmak ne mümkün. Konuları hep karambole getiriyor ve Müge Anlı, şu soruyu soramıyor: Senin altı çocuğunun babası var ve sen evlisin. Bu çocuklar nasıl yetim oluyormuş bakalım?”

GEÇEN SENE, BU GÜNÜ SEVMİŞTİ
Müge Anlı, atv, 12.05.2014/10.08: ” (Çiçeklere) Çok teşekkür ediyorum. Allaaah çok çiçeklerimiz (doğrusu: çiçeğimiz) oldu.”, “Çok fazla bu anneler gününü sevmiyorum. Anneleri olmayan ve çocuklarını kaybedenler var. O yüzden bu günün neşeli bir şekilde kutlanmasını istemiyorum. O yüzden çiçekleriniz için teşekkür ederim.”
Geçen sene ve önceki seneler, “Anneler Günü”nü pek sevmişti ne oldu böyle birden…
MUHATAP DİYEMEYEN SUNUCU
Müge Anlı, atv, 26.05.2014/11.36: “İki tane muhattap almayacağı kişiler.”
Tam beş senedir uyarıyoruz ama nafile. Müge Anlı MUHATTAP demekte kararlı. Ne diyelim, “On olmaya dokuz eksik” diyelim mi?
“Eksik” deyince aklımıza Müge Anlı’nın “eksik etek”in boşanmış kadın olduğunu belirtmesi geliyor. Oysa bildiğiniz gibi “eksik etek”in anlamı “kadın”dır. (bk. Güncel Türkçe Sözlük-TDK)
EN HAKİKİ GAF KÜRSÜSÜ
“Gaf kürsüsü
Okurumuz Sefine Büyükşalvarcı’nın dikkatinden kaçmamış: 13 Mayıs 2014 sabahı Kanal D’de yayınlanan sabah haberlerinde İrfan Değirmenci, “Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kabalak” diyeceğine “Saadet Partisi Genel Başkanı Saadet Kabalak” dedi.” (Yüksel Attuğ, Sabah/Günaydın, 24.05.2014)
Sevgili Kardeşim Yüksel Aytuğ, okurunun hatasına ortak olmuş.
Bilindiği gibi siyasetçimizin soyadı “Kamalak”tır…
LAFTAN ANLAMAYAN SUNUCU
Müge Anlı’nın 03.06.2011’de, “Çocukları katıştırma şimdi.” dediği için kendisini eleştirmiş ve “‘Bir şeyin içine başka bir şey katarak karıştırmak’ anlamındaki kelimenin yanlış kullanımına bir örnek.” vermiş ve
‘Çocukları karıştırma şimdi’ demek varken.” demiştik.
“Dediğim dedik, çaldığım düdük” havalarındaki sunucu, bu kere de “Onu hiç katıştırma, çocuklarını kaçırmalarını…” diyor. (atv, 26.05.2014/10.18)
Ne diyelim. Vallahi biz de şaşırdık.
DÜN SİBİRYA BUGÜN ARABİSTAN
Müge Anlı’ya “suhunet” beğendirmek büyük sorun. Klimalar çalışır üşür, klimalar çalışmaz terler.
21 Mayıs 2014’te “Burası Sibirya gibi, sesim soluğum kesildi” diyor, ertesi günü de elinde bir yelpaze niyetine bir karton, ha babam de babam yelleniyor.
Mevsime göre değil de sponsorun gönderdiği elbiseleri giyersen olacağı budur.
Bu şikâyetler sürüp gidiyor

AT MARTİNİ DEBRELİ SABAH
* Sabah/Haber Plus, 19.10.2013: “Bu havyarı özgün yapan ürediği balık. Beluga balığı 120 milyon yıldır dünyada olsa da soyu tükenmek üzere ve daha çok da Hazar denizinde bulunuyor.”




Yorumlara kapalı.




Arama


Hakkımda

İsim: Hüseyin Movit
Meslek: Genel Yayın Yönetmeni, Düzeltmen
Şehir: İstanbul
Kişisel sayfam


Kategoriler


Arşiv


Bağlantılar


Meta


RSS takip