ASIL ÜZÜLDÜĞÜM NOKTA

Sayın Necmiye Alpay, “Radikal Kitap eki”nde bulunan “Dil Meseleleri” adlı bir köşenin sahipliğini yapan bir yazarımız ki 16.03.2007 günü söz konusu ettiğimiz ekte kaleme aldığı bir yazısında da Mevlânâ Celaleddin-i Rumi’nin her biri paha biçilmez değerdeki on binlerce beyitinin arasında Türkçe olan tek bir beyit yoktur; ama o Türklerin nezdinde katıksız bir Türktür, çünkü o Mevlânâ’dır, büyük Mesnevi’nin büyük bilge şairidir” demiş.

Burada, önce Sayın Alpay’ın Hazreti Mevlânâ’dan, sanki beşiğini kendisi sallamışmış ya da Hazreti Mevlana’yla sık sık Ada’ya giderek piknik yaptıkları bir grubun üyesiymişler gibi yalnızca “Mevlânâ” şeklinde söz etmek suretiyle sergilediği, en hafif tanımıyla yakışıksız bir davranıştan söz etmeyi bir borç bilmekteyim.

Daha sonra ise yalnızca bir adet olmasından dolayı Hazret-i Mevlânâ üzerinde yoğunlaşmayanların bilmeme keyfiyetleri normal karşılanması gerekip Sayın Alpay’ın da yukarıda belirttiğim yazısında mevzuubahis ettiği Türkçe beyit meselesine getireceğim sırayı. Evet, yalnızca bir adet olmasından dolayı konu üzerinde yoğunlaşmamışlar tarafından bilinmemesi hususunun bence doğal karşılanması gereken bir keyfiyettir Hazret-i Mevlânâ’nın Türkçe beyit yazmışlığı keyfiyeti ki o tek Türkçe beyit de Mevlevi ayin-i şeriflerinin üçüncü selamında söylenen “Ey ki hezar aferin bu nice sultan olur/Kulu olan kişiler hüsrev-ü hakan olur/Her ki bugün Veled’e inanuben yüz süre/Yoksul ise bay olur, bay ise sultan olur”dur.

Sayın Alpay’ın bunu bilmiyor ve bilmemesini de normal karşıladığımı ben yukarıda dillendirdiğim, “Hazret-i Mevlânâ tarafından kaleme alınmış Türkçe beyit sayısı yalnızca bir adettir ve bu nedenle de bahsi geçirilen durumu konu üzerinde yoğunlaşmayanların bilmemesi normaldir” şeklindeki sözlerimle belirttim ama asıl üzüldüğüm nokta, şahsı ile ilgili yeterli bilgi sahibi olmayanların Hazret-i Mevlânâ hakkında söz söyleyebilme yetkisini kendilerinde bulabilmeleri.

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Yorumlar kapatıldı.