Cengiz Semercioğlu

*  Cengiz Semercioğlu, Hürriyet, 02.08.2010: “Haberin check edilmesinin savsaklanmasında benim, ‘Ben kiminle konuştuğumu bilmiyor muyum kardeşim’ çıkışımın etkisi de oldu tabii…”    “Kontrol etmek” ne güne duruyor? Dil züppeliğinin bu kadarına pes doğrusu! “Check etmek”miş…

Çağdaş Akbaş

*  Çağdaş Akbaş, atv, 16.07.2010/18.58: “Uçaklar, Heronlardan 15 nat daha hızlı.”    Kelimenin Türkçe karşılığı (deniz mili) varken, İngilizcesini (knot) kullanmak!    Hilal TV’nin duayen (!) spikeri Sırrı Er de bir zamanlar, “deniz mili” demek varken “kınot” der dururdu, kulakları çınlasın…

Ali Bayramoğlu

*  Ali Bayramoğlu, Yeni Şafak, 25.06.2010: “Askeri vesayetin örselenmesi, demokratik ve siyasi çözüm ve refleksiyon fikrine  özellikle Kürt sorunu açısından imkan verdi, hala veriyor.”    A.Bayramoğlu, kelimenin Türkçe karşılığı varken (yön değiştirme), İngilizcesini (reflection) kullanıyor ve “hâlâ” yerine “hala”, “imkân” yerine de “imkan” yazıyor.

Mehmet Tezkan

*  Mehmet Tezkan, Milliyet, 30.11.2009: “Bu gidişin sonu ‘no way out’tur..”, “Çetin Altan’ın dediği gibi enseyi karartmayalım ama bu manzaranın sonu.. ‘No way out’tur..”    İfadenin Türkçe karşılığı (Çıkış yok) varken, İngilizcesini (No way out) kullanmak…    M.Tezkan’ın, başrolünü Kevin Costner’in (Yarbay Tom Farrel) oynadığı “No Way Out” filminin etkisinde… Devamı

Müge Anlı

*  Müge Anlı, atv, 14.04.2009/10.34 : “Eskiden vardı bu, bugün larjlaştık…”   İngilizce “large”ın birçok anlamı var: büyük, geniş, iri, lenger, muazzam, küp, sini, çam yarması, çok, kallavi, şumüllü, bol (bk. www.seslisozluk.com).  Müge Anlı, “larjlaştık” derken bunlardan hangisini tercih etti acaba?